|
||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Başvuru Çağrısı - Ermenistan ile Türkiye STK’ları arası Ani Diyalog, 14-18 Ekim 2010, Yerevan21. July 2010
Öyle görünüyor ki Ermenistan ile Türkiye hükümetleri arasındaki ikili ilişkiler yeniden çıkmaz bir yola sapıyor. Sınırların açılması ve diplomatik tanımaya yönelik anlaşma ile sonuçlanacağı umut edilen en son deneme tekrar bir hayalkırıklığına dönüştü. Öbür tarafta, birkaç yıldır Ermenistan ve Türkiye halkları aralarında ağ ve ilişki kurma çabaları karşılıklı anlayışın yükseltilmesine ve ancak iki devletin arasında değil aynı zamanda da iki toplumun arasında olan engellerin kaldırılmasına yönelik diyalog faaliyetinde bulunuyorlar. Kültürel, bilimsel ve sivil alandaki işbirliği çabalarının arttırılması gelecekte devletler seviyesindeki yakınlaşmayı destekleyebilme açısından umut vericidir. Ayrıca, iki hükümet arası olumlu bir iklim oluşturulursa bile, iki toplum arasındaki ilişkilerin de geliştirilmesine ihtiyaç olacaktır. Adli Tıp Uzmanları Derneği'nin Basın Açıklamasıİsrail Saldırısı ve Yaşanan Adli Tıp Süreci17. June 2010
İsrail'in Filistin halkı üzerinde on yıllardır süren işgal ve abluka siyasetinin geldiği insanlık dışı boyut, İsrail devletinin açık denizde sivil gemilerdeki insanlara yaptığı saldırıyla bir kez daha yaşandı. Gazze'ye gıda ve ilaç götürmek amacıyla yola çıkan yardım gemilerine yapılan saldırı sonucu savunmasız insanların öldürülmesi ve yaralanması bir insanlık suçudur. İsrail devletinin bu saldırgan tutumunu "haklı göstermek" için yaptığı hiçbir "gerekçeli açıklama" şiddeti, insan öldürmeyi anlaşılır kılmamaktadır. ATUD, böyle bir şiddeti hiç bir zaman onaylamamakta, devletler eliyle şiddetin meşrulaştırılmasını kabul etmemektedir. Saldırı sonrası ölen ve yaralanan mağdurların değerlendirilme süreci, adli tıp disiplini ve uygulamalarının önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Öğretim üyesi, uzman ve asistanlarının dayanışma içinde yürütülen bu sürecin uzmanlık alanımıza yönelik kazanımları ve anımsattıklarının paylaşılmasının, adli tıp alanında yeni bir "olağandışı durum" karşısında bu deneyimden yararlanmanın yolunu da açacağını düşünüyoruz. Değerlendirme sürecinin alanımızın bilimsel birikimini anlatan ve oluşmasına katkı verdiğimiz uluslararası protokollere (İstanbul Protokolü) göre yürütülmeye çalışılması ve tüm kurumların İstanbul Protokolüne sahip çıkmaları sevindirici olmuştur. Süreç, Türkiye'de bundan böyle tüm değerlendirmelerin "İstanbul Protokolü"ne uygun olarak yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye'de yaklaşık 4000 hekime verilen ve bilginin yanısıra tutum ve davranış değişikliğine yol açan İstanbul Protokolü eğitimlerinin adli tıp uzman ve asistanlarına bir an önce verilmesi gerektiği ve uzmanlık eğitim programlarında bu konuların müfredat içinde yer alması gerektiği bir kez daha anlaşılmıştır. Adli tıp hizmetlerinde yetişmiş insan gücünden yararlanılması yönünden yıllardır vurguladığımız hususların bu süreçte, öğretim üyesi, uzman ve asistandan sağlık çalışanlarına uzanan geniş yelpazede yer alması sevindiricidir. Daha sonra yaşanacak değerlendirme süreçlerinde İP eğitimi almış insan gücünden yararlanılması hususunda TTB ve uzmanlık derneğimizle işbirliğine girilmesi, TTB ve uzmanlık derneğimizin de bu sürece katkı vermesi gerektiği anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu'nun değerlendirme sürecinde alışık olmadığımız biçimde sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışması ve ATK'nun sivillere açılması bizleri de umutlandıran bir gelişme olmuştur. ATK başta olmak üzere devletin tüm kurumlarının; Meslek Odaları, Uzmanlık Dernekleri ve STK'larla işbirliğini siyasi iktidara yakınlık ölçütlerine göre belirlemeden hareket etmesini ve hak ettikleri değeri vermesi gerektiğini bir kez daha anımsatarak bu talebin takipçisi olacağımızın altını çiziyoruz. "Olağandışı durum"; "sağlık alanında, insangücü ve donanım yönünden kaynaklardan daha fazlasına gereksinim duyulan aciller" olarak tanımlanmaktadır. Yaşanan durum adli tıp eğitimlerinde ve hizmetlerin yürütülmesinde "olağandışı durum"ların bilinmesi, değerlendirilmesi ve müdahalesi konularında meslek içi eğitimin önemine işaret etmektedir. Bu konuda kazandığımız deneyimi bilimsel çerçevede de ele almak için gerekli çalışmaları başlatacağız. Olağandışı durumlarda krize erken ve etkin müdahale önemlidir. Planlama, krizin yetkin ve deneyimli kurum ve insanlar eliyle yürütülmesi yaşanabilecek sorunları azaltmanın ilk adımı olmaktadır. Olağandışı durumları gündelik uygulama haline getirmeden onları öngören ve olağan koşullarda değerlendirmenin yollarını açmak gerekmektedir. Türkiye'de TTB ve uzmanlık derneğimizin bu alandaki deneyimi yaşanabilecek yeni "olağandışı durumlarda" kurumsal işbirliği kurulması ve sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır. Olağandışı Yeni bir "olağandışı durum" uzmanlık derneğimiz kurumsal anlamda işbirliğini sürdürmek ve yürütmek için her zaman işbirliğine hazır olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır. İşkence ve insan hakları ihlallerinde yapılacak değerlendirmelerin bağımsız yürütülmesi ulusal ve uluslararası yargılamanın en önemli güvencesidir. İP ruhu; insan sağlığını önceleyen, objektif, bilimsel belgelendirme yapılması için yetişmiş insan gücünden yararlanılmasının yanı sıra donanım ve kaynaklar yönünden de sağlık ortamından yararlanmayı zorunlu kılmaktadır. Üstelik olağanüstü koşullarda dahi öncelikli olarak uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Adli Tıp Kurumu bünyesinde yürütülen travma olgularını değerlendirme sürecinde yaşananlar, adli tıp hizmetlerinin, değerlendirme, muayene, konsültasyon ve incelemeleriyle bir sağlık hizmeti olduğu ve bu hizmetin sağlık ortamında verilebileceği/verilmesi gerçeği bir kez daha anlaşılmıştır. Tüm yetkililere, adli tıp hizmetlerini bilimsel standartlarda verebilmek için hastanelere ve üniversitelere gereksinimimiz olduğunu ve sağlık ortamlarının düzenlenmesi gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Uzmanlık derneği olarak, yaşadığımız "olağandışı durum"a müdahale eden tüm meslektaşlarımıza verdikleri gönüllü destek için teşekkür ediyor ve ekip ruhu ile oluşturdukları bu işbirliğinin daha sağlıklı ortamlarda kurumsal anlamda yürütülmesi ve bilimsel çerçevede sürdürülmesi için desteğimizi sürdüreceğimizi vurgulamak istiyoruz.
Akın Birdal Hasta Mahkûmlarla İlgili Hazırladığı Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na SunduTİHV, 10 Haziran 201010. June 2010
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, hasta mahkûmların tahliye işlemlerini kolaylaştırılmasını ve hızlandırılmasını amaçlayan, ilgili kanunda değişiklik yağılmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. İHD Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erbey’in İHD’ye Gönderdiği Mektup26 Ocak 201016. February 2010
24 Aralık 2009 günü gözaltına alınarak tutuklanan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Muharrem Erbey İHD’ye gönderdiği mektup: 24 Aralık 2009 Perşembe günü saat 04:50’de evime gelen polisler, avukat arkadaşlarıma telefon açmama dahi izin vermeyip evimi, arabamı, başkanı bulunduğum İnsan Hakları Derneği Diyarbakır şubesinin tüm odalarını, avukatlık büromu arayıp 12 bilgisayarın hard diskine, tüm CD, DVD, kitap ve belgelere el koydular. BDP’li siyasetçilere, Belediye başkanlarına ve bana kelepçe vurularak adliyenin bahçesinde basın karşısında teşhir edildikten sonra Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına çıkarıldık.
“İddia: Polisin Dövdüğü Genç Ölümle Pençeleşiyor”, Radikal Gazetesi, 05 Ekim 2009.5. October 2009
Avcılar'da rutin uygulama yapan polislerin Aydın Üniversitesi İngilizce Çevirmenlik Bölümü son sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Güney Tuna'yı feci şekilde dövdüğü iddia edildi. “Sansürde Hâlâ Sınır Yok”, Radikal Gazetesi, 05 Ekim 2009.5. October 2009
Türkiye'nin iki büyük eşcinsel paylaşım ağı da dün itibarıyla 'idari tedbir'e kurban gitti. Site yöneticileri ve kullanıcıları içerik konusunda çok titiz olunduğunu vurgularken TİB'in karar gerekçesi bilinmiyor.
İsmail Saymaz, “Taş Atan Çocuklardan Taştan Ağır Mektup”,Radikal, 23 Eylül 200923. September 2009
Yeni öğretim yılı başlarken polise taş attıkları gerekçesiyle terör örgütü üyeliğiyle suçlanan çocuklar ise yine demir kapılar ardında olacak. Bayramı Mardin E Tipi Cezaevi'nde geçiren çocukların gönderdiği mektuplar, acı... “Taş atmışım diye tutuklandım. Okul açılıyor, belki bırakırlar diye düşünmüştüm, ertelendi. Bizim yaşımızdaki çocuklar okula gidecekken biz cezaevindeyiz. Kimliğimiz farklı diye bize böyle davranılıyor...” “Okullar açılıyor, ben içerdeyim. Okulumu çok seviyordum, elimden aldılar. İlk defa bayramda evden uzaktayım. Akşam yattığımda en çok annemi düşünüyorum...” “Bana fıkra gibi geldi. Yasalar, maddeler... Ben bir şey anlamadım, niye içerdeyim? Annem çok üzülüyor. Görüşüme geldiginde sürekli ağladığı için doğru dürüst konuşamıyoruz...”
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||