Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Tihv
Basın Açıklamaları
Günlük İnsan Hakları Bülteni Günlük İnsan Hakları Bülteni
TİHV'i Desteklemek için


İşkence Gördüyseniz

İnsan Hakları Derneği


Türkçe > Haberler > TİHV'den



II. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri, İzmir, 10-14 Aralık 2011

tihvlogo.jpg

 Neden Belgesel Film Günleri?

Bu yıl 10-14 Kasım 2011 tarihleri arasında ikincisini gerçekleştireceğimiz “Belgesel Film Günleri” fikri, geçen yıl TİHV’in 20. Kuruluş Yılı kutlama etkinliklerini planlarken ortaya çıktı. İnsan hakları savunuculuğu ile belgesel sinemacılık birbiriyle oldukça yakından ilişkili iki alan. Her ikisi de bakışını/dikkatini gerçekliğe yöneltmekte ve olmakta olanın yalın ve doğrudan aktarımını yapmakta. Kesişim noktaları ise toplumsal gerçeklik. Maalesef ülkemizde her iki alanda da gerçekleştirilen çalışma ve üretimlere yeterince ilgi ve saygı gösterilememekte. Bu nedenle de insan hakları haftası vesilesiyle “belgesel film günleri” yaparak hem toplumsal hayatımızın sorunlu alanlarına dikkat çekmek hem de sanatçının emek ve üretimini izleyiciyle buluşturmak bizlere anlamlı ve çekici göründü. Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz belgesel film günlerine gösterilen yoğun ilgi de bu anlamlı faaliyeti devam ettirmek yönünde bizim için teşvik edici oldu.

 

Her Yıl Bir Sorun/İhlal

Bundan böyle her yıl yinelemeyi, “gelenekselleştirmeyi” arzuladığımız belgesel film günlerinde Türkiye’de insan hakları açısından yaşanan bir sorunu öne çıkarmayı/işlemeyi düşünüyoruz. Böylelikle o soruna/ihlale dair bir farkındalık, duyarlılık oluşmasını amaçlıyoruz. Elbette bulabildiğimiz, ulaşabildiğimiz ölçüde öne çıkardığımız konuyla ilgili belgesel filmlere gösterimlerde yer vermeye çalışacağız.

TİHV, bu yıl İnsan Hakları Derneği (İHD) ile birlikte yürüttüğü bir proje ile Türkiye’de bir dönem, özellikle 90’lı yılların başında yaşanan ağır hak ihlallerinin mevcut yasal mevzuat nedeniyle zaman aşımına uğrayarak soruşturulmadan, araştırılmadan ve failleri açığa çıkarılıp cezalandırılmadan tarihin derinliklerine gömülmesi riskine dikkat çekmeye çalışıyor.

Bilindiği gibi ülkemizde 1984 yılından beri Kürt Sorunu nedeniyle çatışmalı bir süreç yaşanmakta. Bu süreçte 40 binden fazla insanımız yaşamını yitirirken aynı zamanda devletin “terörle mücadele” adı altında yaygın olarak olağanüstü hal uygulamalarına ve “özel harekât/harp” tekniklerine başvurması sonucu çok ağır insan hakları ihlalleri yaşandı. Bu ihlallerin en başında kişilerin gözaltında zorla kaybedilmeleri, faili meçhul cinayetler ve işkence olayları gelmektedir. Bu tür ihlaller en yoğun olarak 1991 ile 1996 yılları arasında yaşandı. Eski Türk Ceza Kanunu’nda zaman aşımı süresi 20 yıl olduğu için söz konusu tarihlerde yaşanmış pek çok ihlal vakası zaman aşımına uğrayacaktır.

Maalesef ülkemizde gözaltında zorla kaybedilen kişilerin sayısı tam olarak bilinmemektedir. Resmi makamlar tarafından bu yönde bir kayıt/istatistik tutulmamaktadır. İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre ise bu sayı en az 230 ile 500 kişi arasında değişmektedir. Türkiye’de yaşanan kayıp vakaları Birleşmiş Milletler’ in “Zorla ve İradedışı Kayıplar Üzerine Çalışma Grubu” ve “İşkenceye Karşı Komite” gibi organlarının raporlarında yer almış, eleştiri konusu olmuştur. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ de bu konuda kendisine yapılan pek çok başvuruda Türkiye’yi suçlu bulmuştur. Öte yandan kayıp yakınları yıllardır ısrarlı biçimde İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda toplanıp “Kayıplarımız Bulunsun!” diye haykırıyorlar. Tüm bunlara karşın devlet/hükümetler kayıpların bulunması için etkin ve şeffaf bir şekilde gerekli soruşturmaları yürütmüyor ve sorumluklarını yerine getirmiyor.

Bu arada taraf devletlere ciddi yükümlülükler getiren “Zorla Kaybedilmeye Karşı Herkesin Korunmasına ilişkin Uluslararası Sözleşme” 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Bu sözleşme yeterli sayıda devlet tarafından onaylandığı için de 2011 başında yürürlüğe girdi. Bu insanlık suçunun önlenmesine, cezasız kalmamasına, mağdurların ise adalet ve tazminat haklarının korunmasına çok güçlü bir dayanak oluşturacak olan bu sözleşmeyi Türkiye henüz imzalamamıştır.

 

İkinci Belgesel Film Günleri’nde

Bu kez cezaevlerinde yaşam hakkı ihlali, idam cezası, zorunlu göçün yarattığı sorunlar, faili meçhul cinayetler, kayıplar ve geçmişle yüzleşme, çevre hakkı ve HES’lere karşı yürütülen mücadeleler, ulusal, etnik, cinsiyet ve cinsel yönelim vb. nedenlerle yaşanan ayrımcılıklar, barış, mübadele, hayvan hakları gibi pek çok konuda yapılmış seçme belgesel filmleri izleyeceğiz.

TİHV olarak beş gün boyunca İzmirli dostlarımız, insan hakları savunucuları ve tüm sinemaseverler ile bu etkinlikte birlikte olmaktan büyük bir mutluluk ve onur duyacağız.

Filmlerin seçimi ve etkinliğin organizasyonunda büyük emeği geçen Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Çalışmaları Topluluğu’na da ayrıca çok teşekkür ediyoruz.

 

Program:

 Daha ayrıntılı bilgi için: http://www.tihvizm-belgeselfilm.org/

brosur1.jpg
brosur2.jpg
brosur3.jpg




Google Bookmark Save to Yahoo! My Web Del.icio.us Wong It! DiggIt! TechnoratiFaves Furl It Ma.gnolia Newsvine