|
||||||||||||||||
|
Basın AçıklamalarıUluslararası Hukuk Yaşam Hakkı İhlallerini ve İşkenceyi Mutlak Olarak Yasaklar »
DEVLETLER, BU YASAĞA UYMAKLA YÜKÜMLÜDÜRLER VE SAVAŞ DAHİL HİÇ BİR OLAĞAN ÜSTÜ DURUMDA BU YASAĞA ÇEKİNCE KOYAMAZ.
OYSA KOLLUK GÜÇLERİNİN, TOPLANTI VE GÖSTERİ YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KULLANAN YURTTAŞLARA YÖNELİK İSTANBUL’DAN BAŞLAYARAK BÜTÜN ÜLKEYE YAYILAN, GİDEREK ÖLÜME YOLAÇAN ŞİDDETİ VAHŞET BOYUTUNA VARMIŞTIR.
BU, YAŞAM HAKKI VE İŞKENCE YASAĞININ İHLALİDİR.
SİYASİ İKTİDARIN BUGÜNE KADAR BU VAHŞETE SON VERMEMESİ, SORUMLULARI GÖREVLERİNDEN ALIP HAKLARINDA ETKİN SORUŞTURMA BAŞLATARAK YARGI ÖNÜNE ÇIKARMAMASI TÜRKİYE’NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI BELGELERDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLERİ BAKIMINDAN SUÇTUR.
YETKİLERİNİ BU BELGELERDEN ALAN VE VARLIK SEBEBİ TARAF DEVLETLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİNİ SAĞLAYARAK İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ ÖNLEMEK OLAN ULUSLARARASI MEKANİZMALARI DERHAL GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Ekip Arkadaşları Arıyor (Adana-İstanbul)! »
1990 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) işkence ve kötü muamelenin Türkiye ve tüm dünyada ortadan kaldırılması için ulusal ve uluslararası alanda çalışmalar yürüten bir sivil toplum örgütüdür. Bu vizyon çerçevesinde TİHV, işkence görenlere fiziksel – ruhsal – sosyal iyilik hallerine ulaşmaları için tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunar; işkence ve kötü muameleye ilişkin cezasızlıkla baş etmeye yönelik çalışmalar yürütür.
Adana, Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve İzmir illerinde işkence görenler için Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri bulunan Türkiye İnsan Hakları Vakfı aşağıdaki pozisyon ve merkezler için ekip arkadaşları aramaktadır. Uluslararası ve yerel düzeyde insan hakları sorunları ve tartışmaları hakkında ilgi, deneyim ve bilgi sahibi olmak bu pozisyonlar için önceliklidir. TİHV'den 1 Mayıs'la ilgili Açıklama »
1 Mayıs 2013 günü Taksim'de olası müdahaleler sonucu meydana gelebilecek fiziksel ve ruhsal olumsuzluklara karşı TİHV İstanbul Temsilciliği'nin adresi: Bozkurt Mah. Türkbeyi Sokak Ferah Ap. No:113/6 Kurtuluş-Şişli 0 (212) 249 30 92, 293 43 33.
TİHV Kurucular Kurulu Açıklaması » 4 Nisan 2013.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu 8. Dönem 24. Olağan Toplantısını 30 Mart 2013 tarihinde Ankara’da gerçekleştirmiştir.
Kurucular Kurulu toplantıları, bizlere ülkemizde ve dünyada insan hakları, demokrasi ve barış sorunlarını konuşup tartışmak, görüş ve öneriler geliştirebilmek için her zaman bir vesile oluşturmaktadır.
Kurucular Kurulumuz, bu yıl ki toplantının Türkiye’de 30 yıla yakın süredir devam eden ve on binlerce yurttaşımızın yaşamını yitirmesine, ağır insan hakları ihlallerine, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açan çatışma ortamının son bulacağına dair umutların yeşerdiği günlere denk gelmesini anlamlı ve önemli bulmaktadır. ATA ABİMİZİ KAYBETTİK »![]()
Türkiye toplumcu hekim hareketinin öncülerinden Dr. Ata Soyer’i 19 Mart 2013 günü kaybettik. Tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının başı sağolsun.
Dr. Ata Soyer için 21 Mart 2013 Perşembe günü saat 10:30'da Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi binası önünde bir tören düzenlenecek ve cenazesi aynı gün öğlen namazını takiben Maltepe Camii'nden kaldırılacak ve Karşıyaka Mezarlığı'na defnedilecektir. IV. Yargı Paketi Üzerine TİHV'in Görüşleri » 14 Mart 2013.
Ülkemizde aileleri ile birlikte milyonların doğrudan mağduriyetine yol açan “insan hakları ve ifade özgürlüğü” alanında yaşanan sorunlar karşısında “IV. Yargı paketine”, “İnsan Hakları ve Düşünce Özgürlüğü ….Dair Kanun Tasarısı” adı verilerek hürmetsiz bir tutum sergilenmektedir.
Kamuoyu tarafından IV. Yargı Paketi olarak bilinen “İnsan Hakları ve Düşünce Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” 07 Mart 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Başkanlığına sunuldu. Ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin özgürlüklerinden alıkonulmaya devam edilmesi işkence yasağının ihlalidir! » 11 Mart 2013.
05 Mart 2013 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Gülay Çetin/ Türkiye kararı ile Türkiye’yi insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ile ayrımcılık yasağından mahkûm etmiştir.
AİHM, Türkiye’yi, tutuklu iken yakalandığı kanser sonucu cezaevinde yaşamını yitiren Gülay Çetin’in hükümlülerin ağır hastalık nedeniyle serbest bırakabileceğine ilişkin hükümlerden, tutuklu olduğu için yararlandırılmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 3. (işkence yasağı) ve 14. (ayrımcılık yasağı) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm etmiştir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Ekip Arkadaşları Arıyor (Diyarbakır)! »
1990 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) işkence ve kötü muamelenin Türkiye ve tüm dünyada ortadan kaldırılması için ulusal ve uluslararası alanda çalışmalar yürüten bir sivil toplum örgütüdür. Bu vizyon çerçevesinde TİHV, işkence görenlere fiziksel – ruhsal – sosyal iyilik hallerine ulaşmaları için tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunar; işkence ve kötü muameleye ilişkin cezasızlıkla baş etmeye yönelik çalışmalar yürütür. Çağdaş Hukukçular Derneği’ne Yönelik Operasyon Hakkında » 18 Ocak 2013.
18 Ocak 2013’te sabaha karşı Terörle Mücadele Şubesi’ne bağlı polis ekipleri “yasadışı DHKP/C Örgütü Soruşturması” kapsamında olduğu ileri sürülen ve İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Antalya’da, Bursa’da ve Kocaeli’nde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) Ankara’daki Genel Merkezi’nde ve İstanbul Şubesi’nde ve ÇHD üyesi avukatların evlerinde de aramalar yapılmıştır.
Bu operasyonlar sonucunda aralarında ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay ile Şube yöneticileri Güçlü Sevimli, Güray Dağ, Gülvin Aydın’ın da olduğu 11 avukat gözaltına alınırken, operasyon dolayısıyla yine aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD Genel Merkez Yöneticisi Oya Aslan’ın da bulunduğu toplam 15 avukat hakkında ise yakalama kararı çıkarıldığı ileri sürülmektedir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Ekip Arkadaşları Arıyor! »
1990 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) işkence ve kötü muamelenin Türkiye ve tüm dünyada ortadan kaldırılması için ulusal ve uluslararası alanda çalışmalar yürüten bir sivil toplum örgütüdür. Bu vizyon çerçevesinde TİHV, işkence görenlere fiziksel–ruhsal–sosyal iyilik hallerine ulaşmaları için tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunar; işkence ve kötü muameleye ilişkin cezasızlıkla baş etmeye yönelik çalışmalar yürütür.
“Göz Yaşartıcı Gazlar”la ilgili Bilimsel Gerçeklerin Saptırılmasına İzin Vermeyeceğiz » 12 Nisan 2012.
11 Nisan 2012 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan basın açıklamasında:
1) “Bugün gazetelere yansıyan AİHM kararı incelendiğinde göz yaşartıcı gazın kullanılmasından dolayı alınmış bir karar olmadığı ancak gazın kullanım şekline yönelik bir karar olduğu anlaşılmaktadır” denmektedir.
OYSA GERÇEK:
10 Nisan 2012 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Ali Güneş ile ilgili 9829/07 sayılı kararında “polis memurları, başvurucuya bu gibi bir durumda gaz sıkarak onu 3. madde anlamı dahilinde insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muameleye maruz bırakmıştır” demiştir. AİHM, bu karar ile ülkemizde “kontrol altındaki kişi ve gruplara” yönelik yaygın olarak uygulanan “göz yaşartıcı gaz” kullanımı ilk kez, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve diğer kötü muamele yasağını düzenleyen üçüncü maddesinin ihlali nedeniyle gerek kötü muamele uygulanması gerekse de etkin soruşturma eksikliği nedeniyle Türkiye devletini mahkûm etmiştir. Dolayısıyla AİHM’nin bu “ilk” kararına dayalı olarak bundan sonra AİHM’e başvuracak muhtemelen binlerce mağdura ilişkin de işkence ve kötü muameleye dayalı bu tür kararlar çıkacaktır. "Göz yaşartıcı gazlar” olarak bilinen “Kimyasal ajanlardan türetilmiş silahlar” her silah gibi sağlığa zararlıdır… » 09 Nisan 2012.
7 Nisan 2012 tarihinde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in gösterilerde kullanılan göz yaşartıcı kimyasal ajanlar için yaptığı açıklamada:
“göz yaşartıcı gazların, özel ders alan personelce talimatlara uygun olarak kullanıldığını, Türkiye’nin 1997’de taraf olduğu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ‘Göz yaşartıcı gaz mühimmatının insan sağlığı üzerinde kalıcı bir etki bırakmama’ şartı arandığını, yapılan laboratuvar testleri sonucunda insan sağlığı üzerinde kalıcı etki bırakmayan gaz mühimmatının kullanıldığını, ihaleyle yeteri miktarda gaz alımı yapıldığını” ifade etmiştir.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) başvuran kişilerde bu ajanların sağlığa zararları bilimsel olarak tespit edilmiştir: TİHV, Yeni Yönetim Kurulunu Belirledi » 31 Mart 2012 Cumartesi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 8. Dönem 23. Olağan Kurucular Kurulunu 31 Mart 2012'de Ankara'da Genel Merkez binasında gerçekleştirdi.
Toplantı sonunda TİHV'in 3 yıl boyunca görev alacak yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:
1) Prof. Dr. Şebnem Korur
2) Dr. Metin Bakkalcı
3) Dr. Sabri Dokuzoğuz
4) Dr. Necdet İpekyüz
5) Dr. Levent Kutlu
6) Prof. Dr. Berna Arda
7) Av. Muhsin Bilal
8) Hürriyet Şener
9) Av. M. Emrah Şeyhanlıoğlu Dr. Celal Çalıkuşu'nu Kaybettik - 27 Ocak 2012 »
Sevgili Arkadaşlar,
Tüm yaşamı boyunca meslekî bilgi ve deneyimini insan hakları değerleri ışığında işkence gören insanların tedavisini için seferber eden, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın gönüllü psikiyatristi Dr. Celal Çalıkuşu'yu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
İnsana ait ne varsa sevgili Celal ile birlikte yaşayacağız ve yaşatacağız...
Cenazesi yarın (28 Ocak 2012) Keşan'da defnedilecek.
Metin Bakkalcı,
TİHV Genel Sekreteri İfade Özgürlüğü, Fransa’da da Türkiye’de de Özgür Olmalıdır » 28 Aralık 2011.
22 Aralık 2011’de Fransa Meclisi Genel Kurulu, 1915’teki “Ermeni Soykırımı”nın “soykırım” olmadığı yönündeki ifadelerin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Yasa teklifinin gündeme gelmesi sürecinde hükümetten Fransa’ya çeşitli düzeylerde tepkiler geliştirildi; yaptırımda bulunulacağı açıklandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Fransa Parlamentosu’nun aldığı bu kararın “insan haklarına tamamen ters” olduğunu vurgulayarak Fransa’da ifade özgürlüğünün olmadığını ve kararın Fransa’da “özgür tartışma ortamını” ortadan kaldırdığını “Ne yazık ki Fransız İhtilali’nin simgeleri olarak bilinen özgürlük ve kardeşlik ilkeleri bugün bizzat Fransız Parlamentosu tarafından ayaklar altına alınmıştır “ ifadesiyle dile getirmiştir. Şebnem Hocamızı TİHV Ailesi Olarak Tebrik Ederiz »![]() 16 Ekim 2011.
2011 yılı “The International Medical Peace” ödülü işkence ve insan hakları ihlallerine karşı gösterdiği cesur mücadelesi sebebiyle Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya verilmiştir. Adli tıpçı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı olan Şebnem Korur fincancı ödülü bir sağlık çalışanı olarak barış çalışmalarında gösterdiği üstün başarılarından dolayı almıştır.
Kendisine 14 Ekim tarihinde Almanya’da yapılan “Tıp ve Vicdan” isimli 4. Uluslararası IPPNW Kongresinde 3,000 Euro para ödülü takdim edilmiştir. Ödül, Nükleer Savaşın Önlenmesinde Uluslararası Hekimler (IPPNW) ve “International Medical Peace Work Network” tarafından verilmiştir.
Gencecik Bir İnsanımız Daha İnsanlığa Karşı Suç Olan İşkence Sonucunda Yaşamını Yitirdi! »![]() Uğur Kantar’ı İşkenceden Koruyamadığımız İçin Özür Diliyoruz!.
14 Ekim 2011
Maruz kaldığı işkence ve kötü muamele nedeniyle komaya giren ve 79 gün yaşam mücadelesi veren Uğur Kantar 12 Ekim 2011 günü yaşamını yitirdi.
Uğur Kantar Kıbrıs’ta askerliğini yapmakta iken, askeri birliğe bağlı disiplin ceza ve tutukevinde gördüğü işkence nedeniyle bilincini kaybedecek ve hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralanması sonucu 26 Temmuz 2011 günü Ankara Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Hastanesi’ne (GATA) kaldırılmıştı.
Gencecik bir insanımızın daha, evrensel hukuk tarafından insanlığa karşı suç olarak nitelendirilen işkence sonucunda yaşamını yitirmiş olmasından dolayı derin üzüntü içersindeyiz. Ailesi ve yakınlarının acısını paylaşıyor, başsağlığı, sabır ve dayanma gücü diliyoruz. Sabah Gazetesi’nde Çıkan Habere İlişkin Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Zorunlu Açıklama »![]() 8 Haziran 2011.
6 Haziran 2011 tarihinde Sabah Gazetesi’nde Pervin Metin imzalı ve “21 Cezaevinde Sivil Toplum Markajı” başlıklı bir haber yayınlanmıştır. Habere göre "Sivil Toplum ve Cezaevleri" adlı bir proje başlatılmış ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı da insan hakları alanında faaliyet gösteren diğer birçok örgütle birlikte bu haberde projenin yürütücüsü olarak gösterilmiştir.
Olası haber kaynaklarıyla yapılan görüşmelerde bu tür bir projenin henüz başlatılmadığı bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Bu tür bir proje hakkında vakfımızın bilgisi yoktur ve vakfımız bu tür bir proje hakkında bilgilendirilmemiştir.
Basına ve Kamuoyuna-12 Haziran Milletvekili Genel Seçimine Giderken »![]() 18 Mayıs 2011.
12 Haziran Milletvekili Genel Seçimine Giderken Artan Siyasal Gerilim ve Şiddetten Kaygı Duyuyoruz: Kanla Yıkanmış Bir Seçim Sürecinden Hiçkimse Siyasal Bir Yarar Sağlayamaz. Aksine Kaybeden Tüm Türkiye Toplumu, Demokrasisi ve Barışı Olacaktır. İstanbul Protokolü Eğitimi Almış Hekimlere Yönelik Acil Destek Birimi »![]()
Sağlık ve Adalet Bakanlıklarının katkılarıyla Adli Tıp Kurumunun projesi olan ve 2009 yılında tamamlanan; eğitimleri Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının katkılarıyla Türk Tabipleri Birliği tarafından yürütülen “İstanbul Protokolü Eğitimi Programı: Adli Tıp Uzmanı Olmayan Hekimlerin, Hâkimlerin ve Savcıların Bilgi Düzeyini Yükseltme” projesi ile yaklaşık 3500 hekim İstanbul Protokolü eğitimlerini almıştır.
Ateşin Düştüğü Yer »![]() Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi 10 Mart-22 Nisan 2011.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.
Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. 11. Türkiye İnsan Hakları Hareketleri Konferansı gerçekleştirildi. » 26-28 Kasım 2010.
İHD ve TİHV’nin birlikte evsahipliğini üstlendiği konferansın başlığı, “Türkiye İnsan Hakları Hareketinin 25 Yılı: Bir Muhasebe” olarak belirlendi.
Hâlâ Ateşin Düştüğü Yerdeyiz! »![]() Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 20 Yasında!.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı olan ve bu görevi kesintisiz 19 yıl sürdüren Yavuz Önen, 1991 yılında ilk “Türkiye İnsan Hakları Raporu”nun önsözünde TİHV'in varoluş nedenini söyle açıklamıştı: “Ateş düştüğü yeri yakar ve biz ateşin düştüğü yerdeyiz!..”
Bu sözlerin üzerinden çeşitli zorluklar ve mücadele içinde 19 yıl, TİHV'in kurulusunun üzerinden ise 20 yıl geçti. Ancak, bu ülkede hâlâ insanlar işkence görüyor, hakları ihlâl ediliyor ve ateş düştüğü yeri yakıyor.
Ve biz de “hâlâ ateşin düştüğü yerdeyiz!..” Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’nin (UNCAT) Üçüncü Periyodik Raporu 22 Kasım 2010’da Açıklandı »![]()
Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’nin (UNCAT) 2003 tarihindeki Türkiye ile ilgili 2. Periyodik Raporu’nun ardından, Türkiye, raporun son teslim tarihi olan 31 Ağustos 2005’ten neredeyse dört yıl sonra, 30 Haziran 2010’te, 3. Periyodik Raporu’nu UNCAT’a sundu.
Türkiye’nin bu gecikmiş yanıtının üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı, bir tür “gölge rapor” hazırladı ve 15 Ekim 2010’da UNCAT’a sundu. Şebnem Korur Fincancı 30 Eylül 2010’da Yargılanıyor! »![]() 25 Eylül 2010.
TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın çeşitli yayın organlarına verdiği röportajlardaki adlî tıp hizmetlerinde bilimsel ve etik değerlerin göz ardı edilmesiyle ilgili sözlerinde “kendisine yayın yoluyla hakaret edildiği” gerekçesiyle Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanı Nur Birgen’in başvurusu üzerine Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında birden çok dava açılmış bulunmaktadır.
Bu kapsamdaki davalardan özel bir duruşması 30 Eylül 2010 Perşembe günü İstanbul Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde saat 15:30’da görülecektir. Bu özel duruşmaya başvuru sahibi Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanı Nur Birgen de katılacağı için TİHV Yönetim Kurulu olarak katılınacaktır.
Uzun yıllardır bilimsel ve etik değerler ışığında sürdürülen işkencenin ve insan hakları ihlallerinin önlenmesine yönelik çabaların bir zemini olacak bu özel duruşmaya katılımınızı bekler, saygılar sunarız.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı
Genel Sekreteri
Dr. Metin Bakkalcı
Batman’da Yaşamını Yitiren İnsan Hakları Savunucuları Bizleri Derinden Üzmüştür! »![]() 02 Ağustos 2010.
31 Temmuz 2010 tarihinde Batman Hasankeyf İlçesi Demirlipınar Köyü civarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şubesi eski Başkanları Sadi Özdemir ve Sedat Özevin (aynı zamanda Batman Barosu eski Başkanı) ile HEP Batman eski İl Başkanı Salih Özdemir ve Sofi Özdemir’in içerisinde bulundukları aracın mayına çarpması sonucu yaşamlarını yitirmeleri, insan hakları savunucuları olarak bizleri derinden üzmüştür. Ölenlerin yakınlarına, Batman halkına ve Barosu’na, İHD camiasına başsağlığı diliyoruz.
2010’un Hak İhlalleri Ara Değerlendirme Raporu 1 Ocak-30 Haziran 2010 »![]() 9 Temmuz 2010.
2010 yılının ilk yarısında meydana gelen ve başta Kürt Sorunu’nun barışçıl ve demokratik çözümüne aykırı politikalarda ısrar nedeniyle yoğunlaşan insan hakları ihlallerinin damgasını vurduğu bir dizi gelişme nedeniyle, TİHV olarak 2010 yılının ilk altı ayını kapsayan hak ihlalleri ara değerlendirme raporu hazırlamayı ve bu raporu kamuoyuyla paylaşmayı uygun buluyoruz.
Geçen 2009 yılının sonunda yapmış olduğumuz değerlendirmede, hak ihlallerinde gözlemlemekte olduğumuz artış nedeniyle, 2009’un tüm demokratikleşme, millî birlik ve kardeşlik söylemlerine rağmen, ihlallerin gölgesinde kalan bir yıl olduğunu ve 2009 yılı içindeki tek olumlu insan hakları gelişmesinin çatışmalarda ölen ve yaralanan insan sayısındaki azalma olduğunu belirtmiştik. 2010 yılının ilk yarısında çatışmalar yeniden başladı ve yaşam hakkı ihlalleri şimdiden 2010’a damgasını vurmuş görünmektedir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Dokümantasyon Merkezi 2009 Hak İhlalleri Raporu »![]() 29 Nisan 2010.
TİHV Dokümantasyon Merkezi 2009 yılı içinde 18 faili meçhul cinayet işlendiğini; kolluk güçlerinin, “dur” ihtarı, rastgele ateş açma, yargısız infaz olaylarında 48 kişinin ölümüne sebep olduğunu; 6’sı gözaltı merkezlerinde ve 37’si de cezaevlerinde olmak üzere 43 kişinin de alıkonma yerlerinde şüpheli intihar ve ölüm, çıkan kavga sonucu ya da tedavinin engellen-mesi nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirledi.
Yaşam Hakkına Yönelik Müdahaleler Sürekliliği Olan İhlallerdir! »![]() 16 Nisan 2010.
Son günlerde art arda gerçekleşen ve kolluk kuvvetlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak neden oldukları ölüm olayları dikkatleri yine Türkiye’nin değişmez temel sorunu ve ayıbı olan yaşam hakkı ihlallerine yöneltmiştir.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) olarak yıllardır ısrarla dile getirdiğimiz bir gerçekliği bir kez daha yinelemek istiyoruz: Bu ülkede yaşayan her meslekten, her yaştan, her cinsten herkes kolluk kuvvetlerinin şiddetinin potansiyel hedefi durumundadır. Şebnem Korur Fincancı Yargılanıyor! »![]() 16 Nisan 2010.
TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın Taraf Gazetesi’ne 19 Temmuz 2009’da verdiği röportajda o dönemde yoğun tartışma konusu olan Münevver Karabulut cinayeti, Hüseyin Üzmez vakası ve Güler Zere’nin hastalığı ile ilgili Adlî Tıp Kurumu 3. Dairesi’nin aldığı kararların bilimsellikten uzak olduğunu belirtmesi üzerine, dönemin Daire Başkanı Nur Birgen’in açtığı davaya, 15 Nisan 2010’da Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
Duruşmada Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın savunması dinlendi.
Röportajın yayınlanması nedeniyle Taraf Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Adnan Demir’in de yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 22 Haziran 2010’a ertelendi.
Hükümet’in Unutulan/Unutturulan ‘Demokratik Açılım Programı’ üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Özel Raporu »![]() 03 Mart 2010.
Türkiye’nin gündemi hızla değişiyor ve bugünlerde hükümet tarafından bir kez daha anayasa değişikliği gündeme getirildi. Söz konusu değişiklik tartışmaları 2009 yılının ikinci yarısından itibaren gündemimizi işgal eden ve hükümetin “Demokratik Açılım Süreci-Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak adlandırdığı girişimin geldiği noktayı değerlendirmemizi zorunlu kılmaktadır.
Her ne kadar hükümetin “Demokratik Açılım Programı”nda uzun vadede Türkiye’nin sivil ve demokratik bir anayasaya kavuşturulması ifade edilmekte ise de, yine hükümet sözcülerinin ifade ettiği gibi, bugün gündeme getirilen anayasa değişiklikleri bu kapsamdan bütünüyle uzaktır. “Türkiye İnsan Hakları Kurumu” Kanun Tasarısı ile ilgili Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Görüşleri ve Önerileri »![]() 09 Şubat 2010.
18 Mayıs 2009’da Bakanlar Kurulu’nda kabul edildiği belirtilen “Türkiye İnsan Hakları Kurumu”nun kurulmasına ilişkin kanun tasarısı, 28 Ocak 2010’da TBMM Başkanlığına sunulduğu haberi basında yer aldı. Bu son kanun tasarısı, kurulması 2004’den bu yana gündemde olan ancak daha önce hazırlanan iki kanun tasarısının insan hakları örgütlerinin yoğun tepkisiyle karşılaşan “Türkiye İnsan Hakları Kurumu”nun kurulması için gerçekleştirilen üçüncü girişimdir. 60. Hükümet bu kanun tasarısını hazırlarken, önceki girişimlerde de olduğu gibi, sürecin baş aktörü olması gereken insan hakları örgütlerini bir kez daha dışladı ve söz konusu tasarı ile öngörülen kurumun Paris İlkeleri’ne uygun bir “ulusal insan hakları kuruluşu” olduğunu ileri sürdü. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Yeni Yıl Mesajı »![]()
BÜYÜK İNSANLIK
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şubesi Başkanı Muharrem Erbey’in Gözaltına Alınması Üzerine Yaptığı Acil Eylem Çağrısı »![]() 24 Aralık 2009.
Bugün, 24 Aralık 2009 günü sabah saat 05:00’te, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Diyarbakır merkezli olmak üzere 11 ilde Barış ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’ne polis ekipleri operasyon düzenledi. Operasyonda İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şubesi Başkanı Avukat Muharrem Erbey’in de bulunduğu 80’in üzerinde kişi gözaltına alındı. İHD Diyarbakır Şubesi’ne düzenlenen baskında çalışanların dışarıya çıkmasına izin verilmezken binada bulunan tüm belgelere ve bilgisayarlara el konulduğu öğrenildi. Söz konusu belgeler 21 yıllık emeğin ürünü olan ve faili meçhul cinayetlerin, kayıpların ve işkence vakalarının aydınlatılmasında önemli rolü olan belgelerdir.
Hak Arama Mücadelelerinin Şiddetle Bastırılmasından Endişeliyiz! »![]() 18 Aralık 2009.
Ankara’da 17 Aralık 2009’da bazı işyerlerinin özelleştirilmesine ve bazı işyerlerinde çalışan işçilerin sözleşmeli olarak çalıştırılmasına karşı çıkan TEKEL işçilerinin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Merkezi ile Abdi İpekçi Parkı’nda sürdürdükleri eylemlerine kolluk güçleri, biber gazı ve basınçlı suyla müdahale etti. Milletvekillerinin de destek verdiği eyleme müdahaleye, işçilerin biber gazının da etkisiyle havuza düşmelerine rağmen son verilmedi. Ankara Valisi’nin “provokasyon” olarak nitelendirdiği TEKEL işçilerine yapılan müdahale sonucu 29 işçi gözaltına alındı.
Demokratik Toplum Partisi’nin Kapatılması ve Tırmandırılan Şiddet üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Tutum Belgesi »![]() Parti Kapatmalara, Tırmandırılan Şiddete ve Kışkırtmalara Karşın Barış İçin Hâlâ Umut Var! Çok Geç Olmadan Herkesi Duyarlı ve Sorumlu Olmaya Çağırıyoruz!.
Biz “dur!” demediğimiz sürece kendisini yeniden ve yeniden üretecek olan şiddet kültürü ya da, bir başka şekilde ifade edecek olursak, son günlerde tüm ülkeyi kıskacına alan şiddet sarmalı, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılması kararı sonrasında yaşanan gelişmelerle vahim bir aşamaya sıçramıştır. 13 Aralık 2009’da İstanbul Dolapdere’de çekilen silahlar, bu kez, 15 Aralık 2009’da Muş Bulanık’ta patlamış ve iki yurttaşımız yaşamını yitirirken, üçü kurşunla olmak üzere 8 yurttaşımız da yaralanmıştır.
Kayıplarımızla Buluşalım Basın Toplantısı Gerçekleştirildi. »![]() 01 Aralık 2009.
Türkiye’de 25 yıldır devam etmekte olan bir savaş, bu savaşın yarattığı tahribat ve bu savaşın içinde kaçırılan, öldürülen ve cenazeleri bugüne dek bulunamayan, dolayısıyla yakınlarının yas sürecini tamamlaması engellenmiş, öldükten sonra dahi haklarından yoksun bırakılmış ölülerimiz var. Gerek ölenlerin haklarının korunması, ölüm nedenleri ve şekilleri araştırılarak insan onuruna yakışır biçimde ölümün belgelenmesi ve gömülebilmesi, gerekse tüm bu kayıpların yakınlarının ölüleri ile vedalaşıp, yas süreçlerini tamamlayabilmeleri, haklarının korunduğunu görerek savaşın ve katliamların yarattığı tahribatı onarıcı süreçlerin işletilebilmesi, travma ile baş edebilmeleri için kapsamlı bir buluşturma projesine gereksinim vardır.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından 8. UPR Oturumuna Sunulan Rapor Türkiye »![]()
1. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Evrensel Dönemsel Değerlendirme (Universal Periocal Review-UPR) için Bilgi Hazırlama Genel Yönergesi’ne (General Guidelines for the Preparation of Information under the Universal Periodic Review) uygun olarak:
(a) yöntem ve değerlendirilen ülke tarafından UPR mekanizmasına sunulan bilginin hazırlanması için ulusal olarak izlenen geniş danışma süreci hakkında bilgi;
(b) insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi için değerlendirilen ülkenin halihazırdaki hukukî ve kurumsal çerçevesi üzerine bilgi;
(c) insan hakları yükümlülüklerinin uygulanması durumu üzerine bilgi;
(d) ve tanımlanan sorunlar üzerine öneriler,
sunacaktır.
Paris İlkelerine Uygun İnsan Hakları Ulusal Kurumuna İlişkin TİHV'in Görüşleri ve Önerileri »![]()
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek imzalı yazıyla, 2008 Yılı Ulusal Programı’nda yer alan hedefler doğrultusunda, Paris İlkelerine uygun insan hakları ulusal kurumuna ilişkin, 60. Hükümet tarafından hazırlanması düşünülen kanun tasarısı hakkında istenmiş olan ve 24 Eylül 2009'da kendilerine iletilen konuyla ilgili TİHV’in görüşleri ve önerileri (pdf)
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Güncel Gelişmeler Işığında Kürt Sorununa İlişkin Görüşlerinin Özeti »![]() 15 Ağustos 2009.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın “Demokrasi açılımı/Kürt açılımı” süreci ile ilgili olarak, 15 Ağustos 2009 Cumartesi günü düzenlediği toplam 21 sivil toplum kuruluşunun çağrılı olduğu toplantıda Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın sunduğu Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Güncel Gelişmeler Işığında Kürt Sorununa İlişkin Görüşlerinin Özeti başlıklı metin.
26 Haziran 2009, İşkence Görenlerle Dayanışma Günü Etkinlikleri »![]()
TİHV 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü etkinlikleri için 2009 ana temayı işkencenin Türkiye ve dünyada meşrulaştırılma çabalarını önlemek ve bu konuda kamuoyu duyarlılığını arttırmak olarak belirlemiştir.
1. Bu çerçevede ana program 26 Haziran’da Diyarbakır Temsilciliğimizce gerçekleştirilmiştir. Bugün, 26 Haziran Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma günü »
Dünyanın hemen her yerinde işkence ve kötü muamele varlığını koruyor. Devletler bunu, muhaliflerine yönelik var olma durumu olarak algılıyor, devlet politikası olarak sürdürüyor. Bu politika, devletlerden topluma, bireylere doğru yayılırken, toplumda da aynı bakış ve anlayış içselleştiriliyor. Mayınlar Can Almaya Devam Ediyor » 28.05.2009.
Acil Eylem Çağrısı »“Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kurulmasına Dair Kanun Tasarısı” Derhal Geri Çekilmelidir! »TBMM'deki zihniyete verilen yanıt »
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Devletime milletime karşı suç işleyenleri vurmaktan hoşlanacağım” diyebilen zihniyete verilen en güzel yanıt:
“İşkenceye Tolerans” Belgeseli 9. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali’nden sonra 20. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali'nde de En İyi Belgesel Film Ödülü’nü Aldı... Artan Silah Kullanma Yetkisi »
Yaşam hakkı ile insanın maddi ve manevi varlığının bütünselliğinin dokunulmazlığı hakkı, başta Evrensel Bildirge olmak üzere Türkiye’nin de taraf olduğu BM ve Avrupa Konseyi temel insan hakları belgelerinde güvence altına alınmış haklardır. Anayasanın 17. Maddesinin 1. Fıkrasında bu haklar güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 15. Maddesi’nin 2. Fıkrasında 7.5.2004 tarihli 2008–2009 Eğitim Ve Öğretim Yılı »
2008–2009 Eğitim Ve Öğretim Yılı’nın, Tüm Öğrenciler ve Eğitim Emekçileri için Şiddetin Her Türden Ayrımcılığın ve Hak İhlallerinin Son Bulduğu Bir Yıl Olmasını Diliyoruz... YENİ YIL BARIŞ GETİRSİN »
2008 yılında yaşam hakkına yönelik ağır ihlaller yaşadık.
2009 yılında faili meçhul cinayetler işlenmesin, dur ihtarına uymama-yargısız infaz-rast gele ateş açma sonucu ölümler olmasın, gözaltında ve cezaevlerinde şüpheli ölümler son bulsun. Bir insanlık suçu oluşturan ve geçen yıl sayısında ve şiddetinde artış olan işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans gerçek olsun. Yaşam Hakkı İhlalleri Özel Raporu: 2008 »
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Dokümantasyon Merkezi son sekiz yıl içinde meydana gelen yaşam hakkı alanındaki ihlallere dikkat çekmek için elinizdeki raporu hazırladı. Söz konusu raporda yer alan, 2008 yılı içinde faili meçhul ölümler, gözaltında veya cezaevlerinde ölümler ile yargısız infaz/dur ihtarına uymama/rastgele ateş açma sonucunda meydan gelen ölümlere ilişkin veriler Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Ali Babacan’a Açık Mektup »
“Sivil Toplumun Katılımından” Ne Anlıyorsunuz?
1 Eylül 2008 tarihinde, hükümet tarafından hazırlanan “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı (Taslak)” başlığını taşıyan metin, aralarında Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da (TİHV) bulunduğu 84 sivil toplum örgütüne gönderilmiş ve 15 gün içinde metni değerlendirilmeleri ve görüş bildirmeleri istenmişti. İsrail Saldırılarına ilişkin Dünya Tabipleri Birliği (DTB) Başkanı Yoram Blachar'a Mektup »
Sevgili Yoram Blachar,
Ocak 2003 tarihinde Türk Tabipleri Birliği adına İsrail’e ve Filistin’e yaptığımız ziyaret sırasında, bir hayli uzun süren görüşmelerimizi hatırladığım için bu mektubu yazma ihtiyacı hissettim.
Bugün İsrail Tabipleri Birliği Başkanlığınızın yanı sıra Dünya Tabipleri Birliği (DTB) Başkanlığı sıfatınız size büyük bir imkân sunmaktadır ama aynı ölçüde büyük bir sorumluluk da yüklüyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Sonuçlanan İşkence Yasağı İle İlgili Davaların Değerlendirmesi »
AİHS’nin 3. maddesinde düzenlenen “işkence yasağı” kapsamında, Türkiye aleyhine sonuçlanan dava sayısı 1990 yılından bu yana her geçen yıl artmaktadır. AİHM Türkiye’nin AİHS’nin 3. maddesini 2007 yılında toplamda 47 kez ihlal ettiğine karar vermişken 2008’de toplamda 57 kez ihlal ettiğine karar vermiştir. Basına ve Kamuoyuna »
25 Şubat 2008 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kuzey Irak’a yaptığı kara harekâtını protesto etmek amacıyla Demokratik Toplum Partisi (DTP) Diyarbakır İl Örgütü tarafından gerçekleştirilen yürüyüş sonrasında yaptığı konuşma nedeniyle Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e ve Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay’a Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesine muhalefet ettiği gerekçesi ile 10’ar ay hapis cezası verildi.
Acil Eylem Çağrısı »
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın İki İnsan Hakları Savunucusunun Gözaltına Alınması Üzerine Yaptığı Acil Eylem Çağrısı
Bugün, 12 Mayıs 2009’da, saat 9:00’dan itibaren İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) iki Merkez Yürütme Kurulu üyesinin, Hasan Anlar’ın ve Filiz Kalaycı’nın ve onlarla aynı avukatlık bürosunu paylaşan Avukat Halil İbrahim Vargün ve Avukat Murat Vargün’ün bürosuna ve evlerine herhangi bir gerekçe bildiriminde bulunulmaksızın Terörle Mücadele Ekipleri (TEM) tarafından baskın düzenlendi ve yukarıda adları anılan dört insan hakları savunucusu gözaltına alındı.
Basına ve Kamuoyuna »
Bu sabah haber kaynaklarına düşen, Diyarbakır’da Lice-Genç yolu üzerinde yol emniyeti görevi yapan bir zırhlı personel taşıyıcının geçişi esnasında meydana gelen patlama sonucunda 2'si uzman çavuş, 7'si er olmak üzere toplam 9 askerin yaşamını yitirdiği bilgisi bizlerde büyük üzüntü ve kaygıya yol açmıştır.
Gerçeklerle Yüzleşeceksiniz »
Ergenekon sürecine toplumsal muhalefet cephesinden müdahale olarak özetlenebilecek bu çalışmayla halkta duyarlılık yaratılması ya da var olan duyarlılığın açığa çıkarılmasını hedefliyoruz.
Biz aşağıda isimleri bulunan kurumlar ve aydınlar olarak yakın tarihimizde bu ülke topraklarında yaşayan tüm halklara, farklı inanç ve kültürlere, her türden muhaliflere karşı gerçekleştirilen inkar, ayrımcılık ve yok etme politikalarını, faili meçhul cinayetleri,
DTP’ye Yönelik Son Uygulamalar Siyaset Yapma Hakkına, İfade ve Örgütlenme Özgürlüğüne Yönelik Bir Saldırıdır! »
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla 14 Nisan 2009 tarihinde başlatılan ve halen de devam etmekte olan DTP, Asrın Hukuk Bürosu ve Gün TV’ye yönelik arama, yakalama ve gözaltına alma operasyonu sonucunda aralarında DTP’nin üç genel başkan yardımcısı da olmak üzere 70’den fazla kişi gözaltına alınmıştır. Yapılan açıklamalardan arama, yakalama ve gözaltına alma sırasında ciddi hukuk kurallarının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ergenekon Soruşturmasında İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü Hakkının Kullanılmasına Saygı, Hukukun Üstünlüğüne Bağlılık Uyarısı »
13 Nisan günü, başta sağlık hakkı hiçe sayılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği genel başkanı Türkan Saylan’ın eviyle ÇYD ve ÇEV binalarının aranması, akademisyenlere yönelik gözaltı uygulamaları “örgütlenme özgürlüğü” ve “ifade özgürlüğü” hakkını yeniden hatırlatmamızı ve soruşturmanın hukukun üstünlüğüne uygun bir yöntemle yürütülmesinin zorunlu olduğunu belirtmemize neden olmuştur. Yerel Seçimleri Gözlemci Heyetlerle Takip Edeceğiz »
29 Mart 2009 yerel seçimlerine az bir süre kala, Türkiye’nin seçim atmosferine nasıl bir Anayasal ve yasal bir sistemle girdiğini, temel problemlerin çözümü noktasında durumun ne olduğunu, seçimlerin demokratik sürece uygun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, yaşanan olumsuzluklar nedeni ile kaygılarımızın neler olduğunu ve bu süreçte tutumumuzu ortaya koymamız gerekmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu’nun Basın Açıklaması »
[Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Sudan Devlet Başkanı hakkında verdiği tutuklama kararıyla ilgili olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu’nun görüş ve taleplerinin iletilmesi için yapılan basın açıklaması.] Çocuklar İçin Adalet Girişimi Basın Açıklaması »
[Çocuklar İçin Adalet Girişimi’nin, çeşitli gösterilerde gözaltına alından sonra, tutuklanarak ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaya başlanan çocukların adil yargılanmasını sağlamak için, 10 Mart 2009’da yapmış olduğu ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve diğer ilgili kurumlara (TBMM Başkanlığı, TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanlığı, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı, Adalet Bakanlığı) gönderilen basın açıklamasıdır.] İsrail İnsanî Tüm Değerleri Ayaklar Altına Almıştır! »
İsrail, Gazze’ye yönelik imha ve soykırım teşebbüsünü, bu sefer kara harekâtı başlatarak devam ettiriyor. İsrail, iki yıldır abluka altında bulundurduğu Gazze’ye yönelik katliam girişimini tüm insanî değerleri ayaklar altına alarak yapıyor. İsrail Yönetimi, İnsancıl Hukuku Ayaklar Altına Almış, İnsanlığa Karşı Suç İşlemiştir. »
İsrail Yönetimi, 2006 yılında bir askerini kurtarma bahanesiyle Filistin’e yönelik başlattığı, aynı “gerekçeyle” geçen yıl Lübnan’ı da kapsayan saldırısından sonra, geçtiğimiz günlerde bu saldırılara bir yenisini daha ekledi. Kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne aralıksız ve yoğun bir saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırı sonucu içerisinde çok sayıda sivilin de olduğu yüzlerce kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi 60. Yılında İnsan Hakları Günü »
Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni, bundan 60 yıl önce, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ve ilan etmişti.
· Bildirge’nin kabulü ve insan haklarının evrenselliği fikri insanlık açısından büyük bir kazanımdır.
16 Mart Katliamı Davasının Zaman Aşımına Uğraması Üzerine »
Bundan tam 30 yıl önce, 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi Merkez Binası'ndan çıkan solcu öğrencilere yapılan bombalı ve silahlı saldırı sonucunda 7 öğrenci ölmüş 41 öğrencide yaralanmıştı. Ülkeyi 12 Eylül askerî darbesine götüren sürecin en kritik basamaklarından olan bu katliamın davası, gerçekler tümüyle açığa çıkarılamadan ve adalet sağlanamadan zaman aşımı gerekçesiyle düştü. İdil Savcısı ve 3 Avukat İdil'de Karakol Basarak İşkenceyi Belgeledi... »
İnsanlığın yüz karası olan işkence ve kötü muamele ülkemizde bitmedi, devam ediyor. İşkence ve kötü muamele insanlığa karşı işlenen ve insan onurunu hiçe sayan bir suçtur. Temel insan hakları belgeleri ve insan hakları hukuku işkenceyi net bir şekilde yasaklamıştır. Buna rağmen işkence yapılabiliyorsa bunun sorumlusu işkenceyi önleme konusunda 26 Haziran 2009, İşkence Görenlerle Dayanışma Günü, Ortak Basın Açıklaması »
Değerli basın mensupları,
İşkence, insan hakları ve insancıl hukuk tarafından yarım yüz yıldan bu yana tutarlı biçimde ve mutlak olarak yasaklanmıştır. Öyle ki, bu yasak olağanüstü hal ve savaş zamanı da olmak üzere hiçbir istisna kabul etmez. Bu nedenle de işkenceyi yasaklamak, tıpkı köleliğin yasaklanması gibi insanlığın aydınlanma ve modernleşme serüveninin en ayırt edici özelliklerinden biri olmuştur. Polis tarafından vurularak öldürülen Çağdaş GEMİK’in, ailesi ve yakınlarına polis saldırısı. 15 kişi gözaltında. »
Bugün 26.06.2009.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1987 yılında “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme”yi kabul etmesi ve 1997 yılında ise bu sözleşmenin yürürlüğe girdiği gün olan 26 Haziran’ı “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” olarak ilan etmesinin 12. Yıldönümü. Şincan Uygur Özerk Bölgesindeki Katliamı Kınıyoruz »![]() TİHV-İHD Ortak Basın Açıklaması 08 Temmuz 2009.
Çin egemenliği altındaki Doğu Türkistan'da yüzlerce insanın yaşam hakkının ihlal edildiği, yoğun gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı, yaygın işkence yapıldığına dair medya üzerinden haberler gelmektedir. Bu ağır hak ihlallerinin Uygur Türkleri etnik grubuna yönelik sindirme amaçlı uygulandığına dair ciddi kaygılar taşımaktayız. Adlî Tıp Kurumu Hakkında Ortak Basın Açıklaması »![]() 23 Temmuz 2009.
Adli Tıp Kurumu (ATK) Adalet Bakanlığı’nın bürokrat ataması olarak gördüğü bir yapılanmaya sahip olması nedeniyle şimdiye kadar bilimsel kaygılarla yapılan eleştiriler siyasi eleştiriler olarak görülmüş ve gereken önem verilmemiştir.
Bu değerlendirmenin sadece özellikle son günlerde kamuoyu gündeminde bulunan tedavileri veya tahliyeleri yapılmayan “hasta ve engelli tutuklu/hükümlüler” ile sınırlı olmadığı dikkate alınmalıdır. Aburrahman Sönmez'in Gözaltında Ölümü üzerine... »![]() Ortak Basın Açıklaması, 26 Temmuz 2009..
Abdurrahman Sözen, İzmir’in Gümüşpala semtinde yaşayan bir yurttaş.
24 yaşında, evli ve iki çocuğu var.
21 Temmuz 2009 tarihinde, bir olay nedeniyle gözaltına alındı Abdurrahman. Evinden, eşinin yanından ve ayakkabılarını giymesine bile fırsat verilmeden. Ölen Askerlerin Ailelerinin Acılarını Paylaşıyoruz » TİHV-İHD Ortak Basın Açıklaması 31 Ağustos 2009.
Türkiye’de “Kürt Sorunu”nun barışçıl ve demokratik çözümünün her düzeyde tartışılmaya başlandığı bir dönemde Hakkâri’de dört askerin yaşamını yitirmesine neden olan olay bizleri derinden üzmüştür.
Her şeyden önce ölen askerlerin ailelerinin acılarını paylaşıyoruz.
Ortak Basın Açıklaması, 08 Ekim 2009 »![]() İstanbul Üniversite’sindeki akademisyenlerin fişlenmesi ile ilgili faaliyetler, bilim ve demokrasi adına kaygı vericidir!.
İ.Ü. Adlî Tıp Enstitüsü eski müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ile aynı kurumdaki öğretim üyesi ve Ergenekon davasının sanıklarından Doç. Dr. Ümit Sayın tarafından, bazı akademisyenlerin ve Adlî Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) gibi sivil toplum örgütlerinin “ulusal güvenliği tehdit ettiği” savıyla Birinci Ordu Komutanlığı ile Haziran 2005’de görüşülmüş; Mili Güvenlik Kurulu, Birinci Ordu Komutanlığı, Genelkurmay, Jandarma, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları İstihbarat birimlerine 47 sayfalık bir rapor sunulmuştur.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu Basın Açıklaması » 06 Kasım 2009.
Türkiye, hakkında tutuklama kararı bulunan Sudan Devlet Başkanı El Beşir’in Türkiye’de yapılacak olan İslam Konferansı Örgütü zirvesine katılmasına izin vermemeli ve bu ziyaret gerçekleştiği takdirde El Beşir’i Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmelidir!
Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından, hakkında tutuklama kararı verilen Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in 9 Kasım 2009 tarihinde İstanbul’da yapılacak olan İslam Konferansı Örgütü zirvesine katılacağını, basından öğrenmiş bulunuyoruz.
Ulusal İnsan Hakları Kurumu Kurulması Konusunda 39 Sivil Toplum Kuruluşunun Ortak Basın Açıklaması »![]() Hükümete ve Kamuoyuna Açık Çağrı 24 Kasım 2009.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 13 Kasım 2009 Cuma günü TBMM Genel Kurulu’nda demokratik açılım projesinin tartışıldığı oturumda yaptığı konuşmada hükümetin insan hakları alanında yakın vadede yapacaklarına ilişkin bir paket program sunmuştur. Bu programa göre; İmralı F Tipi Cezaevi ile İlgili Ortak Basın Açıklaması » 04 Aralık 2009.
Sayın Sadullah Ergin,
Adalet Bakanı
İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunan Abdullah Öcalan’ın, cezaevi koşullarının kötüleştiği ve sağlığının ciddi derecede bozulduğuna dair avukatları İHD, MAZLUMDER, TİHV, TTB ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvuruda bulunmuşlardır.
Abdullah Öcalan’ın 10 yılı aşkın bir süre tek başına ağır tecrit altında tutulduğu İmralı Cezaevi’ndeki koşulları 17 Kasım 2009 tarihinde farklılaştırılmış, tutulduğu yeri değiştirilmiş, F Tipi’ne dönüştürüldüğü belirtilen cezaevine 5 mahpus nakledilmiştir.
STK'larının Son Yaşanan Olaylara İlişkin Ortak Basın Açıklaması » 08 Aralık 2009.
Kürt Meselesinin adil demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne ilişkin umutların arttığı bu dönemde, sorununun çözümünde rol alması gerekenlerin tutumu kaygı ile izlenmektedir. Tam da çatışmasızlık ortamı sağlanarak sorunun diyalog ve demokratik tartışma içerisinde çözüm yoluna girmesinin beklendiği bir dönemde karşılıklı duyarlılıkları göz ardı eden tutumlar nedeniyle belirsiz ve umutları karartan bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır.
Yaşanan sorunları demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözme isteğine karşı gösterilen olumsuz direncin, toplumun belli kesimlerinde şiddet ve linç kültürünün oluşmasına katkı sağladığı hiçbir biçimde göz ardı edilmemelidir. İnsan Hakları Günü’nde 2009 Yılının İnsan Hakları Açısından Değerlendirilmesi » İHD ve TİHV'nin Ortak Basın Açıklaması, 10 Aralık 2009..
Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni, bundan 61 yıl önce, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ve ilan etmişti.
Üzülerek belirtmek isteriz ki, aradan geçen 61 yıla karşın, dünyada, Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen oluşturulamamıştır. Ne yazık ki renginden, ırkından, dilinden, dininden, siyasî ve vicdanî kanaatinden bağımsız olarak, her insanın insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında ciddi bir aşınmaya uğramıştır.
(Baskılara Son! Özgürlük İstiyoruz!) İHD Diyarbakır Şubesine Yönelik Baskılar Son Bulsun » 24 Aralık 2009.
Sistem, o arada siyasî iktidar, benimsenmeyen düşünce sahiplerine yönelik baskılarına yenilerini ekledi.
Bugün, sabahın erken saatlerinden itibaren benimsenmeyen düşünce sahipleri olarak insan hakları savunucularına, İnsan Hakları Derneği’ne (İHD), ve demokratik kurumlara baskınlar yapıldı. Sekiz ilde, aralarında İHD’nin Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Diyarbakır Şubesi Başkanı Muharrem Erbey’in, eski Demokratik Toplum Partisi Belediye Başkanlarının ve Demokratik Toplum Kongresi sözcüsü Hatip Dicle’nin de bulunduğu 30’un üzerinde siyasetçi, belediye başkanı, kanaat önderi ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı.
Ulusal İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı Hakkında Ortak Basın Açıklaması » 17 Şubat 2010.
İnsan hakları örgütleri, bağımsız ve etkili bir İnsan Hakları Kurumu’nun temel hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilmesinde önemli katkılarda bulunabileceğinin yanı sıra; insan hakları ve özgürlüklerinin korunmasında ve hayata geçirilmesinde önemli bir işlev üstlenebileceği konusunda hemfikirdir.
İHD ve TİHV 2009 Yılı Hak İhlalleri Raporları Değerlendirmesi » 29 Nisan 2010.
İHD ve TİHV olarak ayrı ayrı hazırladığımız 2009 yılı hak ihlalleri raporlarımızı birlikte açıklıyoruz.
2009 yılında çeşitli hak başlıklarında yaşanan ihlal iddialarını değerlendirdiğimizde; bu ihlallerin 2008 yılından pek farklı olmadığını, silahlı çatışmalarda yaşamını yitirenler hariç diğer hak başlıklarında ihlallerin artarak devam ettiğini belirtmek isteriz. İsrail Devletinin Saldırganlığı Dünyayı Felakete Sürüklüyor » 31 Mayıs 2010.
31 Mayıs 2010 günü sabah saatlerinde, İsrail ordusu Gazze açıklarında, uluslararası sularda Gazze’ye yardım götüren insanî yardım gemilerine ve bu gemilerde tamamen silahsız bir şekilde bulunan aktivistlere silahlı saldırıda bulundu. Bu saldırıda, en az 10’un üzerinde ölü ve onlarca yaralı olduğu belirtilmektedir. Ölenlerin ailelerinin ve yakınlarının acılarını paylaştığımızı belirtip baş sağlığı diliyor, yaralıların ise bir an önce iyileşmesini diliyoruz. TİHV, İHD ve ÇHD’nin Murad Akıncılar’ın Sağlık Durumuna İlişkin Ortak Basın Açıklaması »![]() 02 Haziran 2010.
Tutuklu Murad Akıncılar’ın, hekim seçme, düzenli ve kapsamlı tedavi görme, alternatif tedavi ve bakım ihtimallerini kullanabilme haklarının korunması, tutuklama koşullarının sağlığında meydana getirdiği telafisi mümkün olmayan zarara bir son verilmesi düşüncesiyle gecikmeksizin salıverilmesi gerektiğine inanıyoruz.
İran’da Siyasi Tutuklular Serbest Bırakılsın, İdam Cezası Kaldırılsın » 10 Haziran 2010.
İHD ve TİHV’in üyesi olduğu Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’nun 10 Haziran 2010 günü tüm dünyada başlattığı kampanya çerçevesinde İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak bugün İran Devletine çağrıda bulunuyoruz.
İHD ve TİHV Ortak Basın Açıklaması » 23 Haziran 2010.
Basına ve Kamuoyuna
Dün ülke yeni ölüm haberleri ile sarsıldı. İstanbul’da askerî personel taşıyan servis aracının geçişi sırasında parça tesirli bir bombanın uzaktan kumandayla patlatılması sonucu 4’ü asker biri sivil olmak üzere toplam 5 kişi yaşamını yitirmiş; 2'si ağır olmak üzere toplam 15 kişi de yaralanmıştır.
Böylelikle 1 Ocak 2010 ile 22 Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleşen operasyonlar, çatışmalar ve bombalı saldırılar sonucu yaşamını yitiren kişi sayısı toplamda 130’a ulaşmıştır. İzmir TİHV-İHD-ÇHD Ortak Basın Açıklaması » 26 Haziran 2010 İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü.
Bugün 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü.
BM Milletler uzun yıllar süren hazırlık çalışmaları ve tartışmalar sonucunda 1984 yılında “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”yi kabul etmiştir. Sözleşme, yeterli sayıda devlet tarafından imzalanmasından sonra 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten on yıl sonra, 1997 yılında söz konusu sözleşmenin insanlık ailesi ve uygarlığımız açısından taşıdığı önem nedeniyle BM Genel Kurulu 26 Haziran’ı işkence görenlerle dayanışma günü olarak ilan etmiştir. İHD ve TİHV Ortak Basın Açıklaması Ankara ve Adana » 26 Haziran 2010 İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü..
Bugün İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü. İnsan hakları örgüt ve savunucuları bugün ülkenin pek çok yerinde konuya ilişkin eylem ve etkinlik gerçekleştirdi.
26 Haziran Cumartesi günü, saat: 12:30’da gerçekleşen eylemlerden biri de Ankara’da İnsan Hakları Anıtı önündeydi. İnsan Hakları Derneği’yle Türkiye İnsan Haklar Vakfı’nca düzenlenen basın açıklamasında “(…) daha aydınlık bir gelecek için taşıdığımız umutlara gölge düşüren işkence’nin ülkemizden ve dünyadan mutlak olarak silinmesini istiyoruz” denildi. Diyarbakır'da 100 Sivil Toplum Kuruluşu tarafından imzalanan ortak metin » 28 Haziran 2010.
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt Sorununun çözümünde demokrasi dışı yöntemler çözüm aracı olarak kullanıldığı için ülkemiz büyük acıların yanında ekonomik, sosyal ve siyasal krizleri de beraberinde yaşamıştır.
Sağduyulu vicdan sahibi ve akıl tutulması olmayan herkes tarihsel ve toplumsal olan bu sorunun yasakçı, baskıcı, inkârcı ve operasyonel politikalarla çözülemeyeceğini artık yüksek sesle ifade etmektedir.
Son 1 yılda Kürt Sorununun çözümü için tarihi fırsatlar yakalanmasına rağmen somut adımlar atılamamış ve bu süreç heba edilmektedir. Aralarında TİHV Van Ofisi'nin de Bulunduğu Van'daki 117 Örgütün Çağrıcı Olduğu Ortak Basın Açıklaması » 10 Temmuz 2010.
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt Sorununun çözümünde demokrasi dışı yöntemler çözüm aracı olarak kullanıldığı için ülkemiz büyük acıların yanında ekonomik, sosyal ve siyasal krizleri de beraberinde yaşamıştır.
Sağduyulu vicdan sahibi ve akıl tutulması olmayan herkes tarihsel ve toplumsal olan bu sorunun yasakçı, baskıcı, inkârcı ve operasyonel politikalarla çözülemeyeceğini artık yüksek sesle ifade etmektedir.
Son 1 yılda Kürt Sorununun çözümü için tarihi fırsatlar yakalanmasına rağmen somut adımlar atılamamış ve bu süreç heba edilmiştir. Abdullah Akçay’ın Cezaevi Koşullarında Ölümü Bir Cinayettir » 22 Temmuz 2010.
14 yaşında tutuklanan ve Maltepe Çocuk Cezaevi’ne konulduktan 2 yıl sonra kendisine lösemi teşhisi konan Abdullah Akçay (18), dün (21 Temmuz 2010’da) yaşamını yitirdi. 2010 yılının başından 21 Temmuz 2010’a kadar cezaevinde yaşamını yitiren tutuklu ve hükümlü sayısı 24’ü buldu.
Abdullah Akçay’ın tedavisinin cezaevi koşullarında gerçekleştirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, Adlî Tıp Kurumu’na 4 Mart 2010’da başvuru yapılmış; Nur Birgen’in başkanlığındaki Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, 21 Mayıs 2010’da “tedavisi cezaevinde yapılabileceği” gerekçesiyle başvuruyu reddetmişti. Aynı İhtisas Kurulu, yaklaşık on bir aydır tedavi gördüğü İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hazırladığı “Akçay’ın tedaviye yanıt vermediği, hayatî tehlike altında bulunduğu ve tedavisinin tutukluluk koşullarında yapılamayacağı” şeklindeki raporu üzerine, 14 Temmuz 2010’da hapis cezasının infazının ertelenmesi yönünde karar almıştı. Bu karar Silivri İnfaz Hâkimliği’ne iletilmiş ve infaz erteleme kararı alınmıştır. Ancak Abdullah Akçay hakkında Yargıtay’da beklemekte olan dosyalar nedeniyle Akçay serbest bırakılmamış ve 21 Temmuz 2010’da da yaşamını yitirmiştir. Kanser Hastası Şafak Bay’ın Tıbbın Tüm İmkânlarından Yararlanma Hakkı Sağlanmalıdır… » TİHV-İHD-SES-TTB Ortak Basın Açıklaması.
1984 doğumlu Şafak Bay Fırat Üniversitesi Türkçe öğretmenliği bölümünü bitirdiği 2005 yılında osteosarkom adlı kemik kanseri hastalığına yakalanmıştır. Hükümetin istihdam politikaları nedeniyle henüz öğretmenlik yapmaya başlayamayan Şafak Bay 5 yıldır hastalığı nedeniyle tedavi görmektedir.
Herkese Eşit Nitelikli Sağlık Hakkı Için Dr. Naki Bulut’un Yanındayız » Sağlık Bakanını Üçlü Protokolden İmzasını Çekmeye Davet Ediyoruz.
Muğla Devlet Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Naki BULUT; Anayasa’nın 90. maddesine, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi’ne, İstanbul Protokolü’ne, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne, İnsan Haklarının temel değerlerine, yasal mevzuata uygun davranarak, mesleğini etik kurallar ve insan mahremiyetini gözeterek yapmak istediği için “Devleti 19.20 TL zarara uğrattığı” iddiasıyla hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açılma talebinde bulunulmuştur.
Dr. Naki Bulut’un tutuklu bir hastanın muayene süreci sırasında yaşadığı durum (bir Türkiye klasiği şeklinde cereyan etse de) hemen her gün bu olaylarla karşı karşıya kalan tıp camiasını çok yakından ilgilendirmektedir. Diyarbakır'daki STK'ların 18 Ağustos 2010'da Yapmış Olduğu Basın Açıklaması »
Basına ve Kamuoyuna
18 Ağustos 2010
Bölgenin sivil toplum örgütleri olarak kısa bir süre önce, yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi konusundaki görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmış, öncelikle silahların susması gerektiğini talep etmiştik. Bu yönlü yapılan çağrılara PKK’nin yanıt vermiş olması sevindiricidir ve 20 Eylüle kadar sürecek eylemsizlik kararı aldığını kamuoyuna açıklamıştır. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu dönemde PKK’nın ilan ettiği bu kararın Kürt meselesinin şiddet dışındaki barışçıl çözümüne büyük bir olanak yarattığı düşüncesindeyiz. Hepimizin Geleceği Adına "Eylemsizlik Kararı" Mutlaka Değerlendirilmelidir! » 23 Ağustos 2010 Adana 71 STK'nın Ortak Basın Açıklaması.
23 Ağustos 2010 Adana İnönü Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına 71 kurum imza açmıştır. Ortak basın açıklamasına çok sayıda sendika ve sivil toplum örgütünün temsilcileri ve üyeleri katılmıştır. Basın açıklamasını imzacılar adına KESK Dönem Sözcüsü Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa yapmıştır.
Tophane’deki saldırı organize bir linç girişimidir! » TİHV-İHD Ortak Basın Açıklaması 28 Eylül 2009.
Geçtiğimiz hafta İstanbul Tophane semtinde 5 sanat galerisinin ortak açılışı sırasında aralarında sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler, yazarlar, yurtiçinden ve dışından gazeteciler, yabancı ülkelerin kültür ataşelerinin de bulunduğu galeri konuklarına yönelik üzüntü ve kaygı verici bir saldırı gerçekleşti.
40-50 kişilik bir grup tarafından internet üzerinden ve semtteki bazı mekânları kullanarak örgütlenen bu saldırı sonucunda çok sayıda kişi tartaklandı, dövüldü, yaralandı, galeriler tahrip edildi. Saldırganların gaz spreyi, bıçak, kırık şişeler, demir sopalar ve coplar kullanılarak gerçekleştirdiği bu saldırının çok daha vahim sonuçlara yol açmamış olması tek teselli kaynağıdır. İstanbul’da Öğrencilere Yönelik Polis Müdahalesi İşkence niteliğindedir » 08 Aralık 2010.
4 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da üniversite rektörleriyle biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto etmek isteyen öğrenci gruplarına kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin “orantısız güç kullanma” olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir. Özgürlüğünden alıkonulan kişilere yönelik kolluk kuvvetlerinin bu tür uygulamaları BM İşkenceyi Önleme Sözleşmesi’ndeki açık ve net tanımından hareketle işkence niteliğinde uygulamalardır.
BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ndeki açık ve net tanımdan hareketle, 4 Aralık 2010 günü yapılan müdahale işkence niteliğindedir. Diyarbakır'daki Beş STK'nın İnsan Hakları Haftası Ortak Basın Açıklaması » Bir İnsan Hakları Haftasına Daha İhlallerle, Acılarla, Gözyaşıyla Girmenin Burukluğunu Yaşıyoruz!.
Değerli Basın Mensupları, Sevgili İnsan Hakları Savunucuları,
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Paris’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilişinin üzerinden tam 62 yıl geçti. 36 milyon insanın yaşamını yitirmesi, milyonlarcasının sakatlanması, habitatların atom bombalarıyla yakılıp yıkılması gibi insanlığa karşı işlenen suçların tamamının yaşanması anlamına gelen 2. Dünya Savaşının yaralarını sarmaya çalışıyordu insanlık ailesi. Yani insanlığın UMUDU yerini BARIŞ’a bırakmıştı. Bu vesileyle kaleme alındı Bildirge.
Bugün hala kendi coğrafyamız da dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde çatışmalı ortamlar ve ciddi ihlaller devam ettiğine göre, onurlu bir barışın, ekmek gibi su gibi acil bir gereksinim olduğu kaçınılmaz bir gerçek. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası » 10 Aralık 2010'da İHD ve TİHV'nin Birlikte Yaptığı Ortak Basın Açıklaması.
Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni bundan 62 yıl önce 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ve ilan etmiştir.
Evrensel Bildirge’nin kabul edilişinin 62. yılında, bildirgede yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır. İnsanların ırkından, renginden, cinsinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, etnik kimliğinden, siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamıştır. İran Ölüm Cezasını Kaldırmalı, İnfazları Derhal Durdurmalıdır! » 06 Ocak 2011.
İran İslam Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra dünyada en fazla ölüm cezasını uygulayıp infazları gerçekleştiren ülkedir. Bugüne kadar görülmüştür ki bu cezayı uygulayan ülkeler, bu cezadan elde etmeyi umdukları toplumsal faydayı bulamamışlardır, bulmaları da mümkün değildir.
Ölüm cezası yaşam hakkını ortadan kaldıran bir devlet şiddetidir. Yaşam hakkı, korunması gereken en öncelikli haktır. Yaşam hakkının bizzat devletler tarafından bir ceza olarak ortadan kaldırılması, insan hakları savunucuları tarafından asla kabul edilemez. “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı”na ilişkin son günlerde kamuoyunda yaratılmaya çalışılan yanlış izlenimlere ilişkin İnsan Hakları Kurumlarının Zorunlu Açıklaması » Ortak Açıklama-14 Ocak 2011.
Türkiye’nin siyasal ve sosyal gündemi tüm yoğunluğunu koruduğu bir sırada sadece insan hakları örgütlerini değil tüm kamuoyunu açısından büyük bir öneme sahip olan “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı” önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu gündemine alınacak.
İhlallerin önlenmesi, insan haklarına saygının güçlendirilmesi dolayısıyla da ülkenin demokratikleşmesi bakımından önemli fonksiyonlar üstlenebilme potansiyeline sahip bir ulusal insan hakları kurumunun oluşturulması hem Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) belgeleri tarafından vaaz edilen bir gerekliliktir, hem de AB üyeliği sürecinde “Katılım Ortaklığı Belgesi” ve “İlerleme Raporları”nda da belirtilen Türkiye’nin mutlaka yerine getirmesi gereken bir ev ödevidir. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı Tarafından Yapılan, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısına ilişkin Eleştirilerimizle İlgili, Kamuoyunu Yanıltıcı Açıklamalar Nedeniyle Zorunlu Açıklama » 27 Ocak 2011.
İnsan hakları alanında faaliyet sürdürüyor olsa bile “atanmış” bir kurulun, ne denli bağımsız olabileceğine dair “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı”na yönelttiğimiz en temel eleştirimizi haklı çıktı.
Yıllardır çıkarılan çeşitli engel ve zorluklara rağmen insan hakları alanında özveriyle çalışmalar yürüten örgütler olarak çok önemsediğimiz “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı”, bir süre önce Anayasa Komisyonu’ndan geçerek TBMM Genel Kurulu’na geldi.
Ülkemizde insan hakları alanında böylesi bir kurumlaşmaya gidilmesi; ihlallerin önlenmesi ve insan haklarına duyarlılığın güçlendirilmesinin yanı sıra, demokratikleşmeye katkısı bakımından taşıdığı potansiyel açısından, sadece bizler için değil tüm toplumumuz açısından da büyük bir önem taşımaktadır. Basın Özgür Mü? » TİHV ve İHD'nin 17 Şubat 2011'de yapmış olduğu ortak basın açıklaması.
Oda TV sahibi ve gazeteci Soner Yalçın ve gazeteci arkadaşlarının 4 gündür gözaltında tutuluyor olması ve tutuklanma tehlikelerinin mevcut bulunması basın özgürlüğü açısından Türkiye’nin geldiği durumu gösteren son örneklerden birisidir.
Siyasal iktidarın bir süreden beri toplumsal muhalefet kesimleri ile gazetecilere, aydın ve yazarlara yönelik yargı baskısı, hızından hiçbir şey kaybetmeden devam ettiriliyor. Bu baskı DGM’lerin devamı olan Özel yetkili ve görevli ağır ceza mahkemeleri ve savcılıkları eliyle yürütülüyor. Adli kolluğun olmadığı Türkiye’de, soruşturmaların hazırlık aşamasını bizzat İçişleri Bakanlığı’na bağlı emniyet birimleri yürütmekte ve bu yolla savcılıklar da mahkemelere sürekli taleplerde bulunmaktadır. Bu sistemin içerisinde özel yetkili ve görevli ağır ceza mahkemeleri de yasalarla desteklenen bir tarzda rolünü oynamaktadır. Siyasal iktidar bir an önce yargı yolu ile baskı politikasına son vermeli, bu mahkemeleri kapatmalıdır. Kuzey Afrika ve Ortadoğu Halklarının Direnişini Destekliyoruz » 01 Mart 2011.
Yoksulluktan ve korkudan kurtulma hakkı tüm bireylere ve halklara aittir. BM ikiz sözleşmelerinde ( Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi) belirtilen bu hakların kullanıldığı bir süreci yaşıyoruz. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da devam eden halk direnişleri göstermektedir ki, otoriter ve totaliter rejimler varlıklarını daha fazla devam ettiremezler.
Tunus, Mısır, Ürdün, Yemen, Bahreyn, Umman ve Libya’da halk direnişleri zorla bastırılmaya çalışıldı. Son alarak Libya’da yönetimin halk direnişini bastırmak için orduyu ve paramiliter grupları kullanması ve halk üzerine ateş açma emri vermesi insanlığa karşı suçların işlenmesine sebep oldu. Libya’da öldürülen insan sayısı binlerle ifade edilmektedir.
Suriye’de İşlenen İnsanlığa Karşı Suçlara Son Verilmelidir » 28 Nisan 2011.
Son dönemde Suriye’de yapılan gösterilerde dile getirilen özgürlük taleplerine karşılık, Suriye yönetiminin sivil halka silah kullanarak karşılık vermesi sonucu dört yüzün üstünde kişi öldürülmüştür. Ölümle sonuçlanan olaylar devam etmektedir. Yanı sıra çok sayıda kişi yaralanmış, gözaltına alınan kişilere yaygın ve sistematik işkence ve kötü muamele uygulanmış, başta ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, hareket özgürlüğü olmak üzere pek çok başlıkta ve bir bütün olarak temel hak ve özgürlüklerde ciddi insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Tüm bu yaşananların insanlığa karşı suçlar başlığında ele alınması gerekmektedir. Hopa Olayları İnceleme Heyeti Ön Raporu » 7 Haziran 2011.
31 Mayıs 2011 tarihinde Hopa’da yaşanan ve emekli öğretmen Metin LOKUMCU’nun ölümü, onlarca insanın yaralanması, 30 kişinin gözaltına alınması ve 12 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan olayları incelemek ve rapor hazırlamak üzere oluşturulan TİHV, İHD, TTB, KESK temsilcilerinden oluşan 6 kişilik bir heyet olarak 6-7 Haziran 2011 tarihinde yaptığımız görüşmeler, incelemeler, muayeneler sonucu hazırlanan raporun özeti ile karşınızdayız.
Bu raporun hazırlanmasından önce;
Adli Tıp, Fizik Tedavi ve Psikiyatri uzmanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının Başvuru Hekimi tarafından saat 11.00-17.30 arası işkence ve kötü muameleye maruz kalan toplam 13 kişi (gözaltına alınanlar dahil) muayene edildi. 6-7 Haziran 2011 Tarihlerinde Hopa’ya Giden Sivil Toplum Örgütleri Heyetinin Durum Değerlendirme Raporu » 09 Haziran 2011.
31 Mayıs 2011 tarihinde Hopa’da yaşanan ve emekli öğretmen Metin LOKUMCU’nun ölümü, onlarca insanın yaralanması, 30 kişinin gözaltına alınması ve 12 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan olayları yerinde incelemek ve durum değerlendirme raporu hazırlamak üzere oluşturulan TİHV, İHD, TTB, KESK temsilcilerinden oluşan 6 kişilik heyetin; 6-7 Haziran 2011 tarihinde yaptığı görüşmeler, incelemeler, muayeneler sonucu hazırlanan durum değerlendirme raporudur. Dünya Mülteciler Günü Mültecilerin Sorunları Her Gün Biraz Daha Artıyor... » 20 Haziran 2011.
20 Haziran Dünya Mülteciler Günü 2011 yılında yine ölümle anılıyor. Geçen yıllara göre kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan muhalif halk hareketlerine devletlerin sert müdahalede bulunması insanları ülkelerini terk etmeye zorlayan en önemli etkenlerden biri. Mısır, Libya ve en son Suriye bu göç dalgalarının en önemli kaynak ülkeleri durumundalar.
Son bir yıl içerisinde milyonlarca kişi ülkelerini terk etmek zorunda kalmış, bir kısmı yaptıkları zorlu yolculuklarda hayatlarını kaybetmiştir. 25 Mart günü, içinde 72 kişinin bulunduğu bir tekne Libya’nın başkenti Trablus’tan İtalya’nın Lampedusa Adası’na giderken deniz ortasında mahsur kalmış, teknedeki 61 göçmen bütün dünyanın gözü önünde açlıktan ölmüştür. Yine aynı süreçte Birleşmiş Milletlerin yapmış olduğu açıklamaya göre Afrika ülkelerinden mültecileri taşıyan ve Trablus açıklarında battığı tahmin edilen gemide bulunan 600 kişinin tümünün öldüğü tahmin edilmektedir. Sivil Toplum Örgütlerinin İçişleri Bakanlığına Gönderdiği Mektup » 21 Haziran 2011.
12 Mayıs 2011 tarihinde Kaos GL ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesinin Ankara’daki ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve mülteci hakları alanında çalışan çok sayıda STK’nın katıldığı “Türkiye’deki LGBT Mültecilerin Sorunları Çalıştayı” sonucunda İçişleri Bakanlığı’na hitaben bir mektup gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı Taslağı”nın Ayrımcılık Yasağı başlıklı 4. Maddesi’ne “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ibarelerinin eklenmesini talep eden mektup 18 Haziran 2011 tarihinde çok sayıda sivil toplum Örgütünün imzasıyla, Ankara’da yapılan basın açıklamasıyla İçişleri Bakanlığına gönderildi. 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü » Salacak-İstanbul Ortak Basın Açıklaması.
Bugün 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü.
Birleşmiş Milletler uzun yıllar süren hazırlık çalışmaları ve tartışmalar sonucunda 1984 yılında “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”yi kabul etmiştir. Sözleşme, yeterli sayıda devlet tarafından imzalanmasından sonra 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten on yıl sonra 1997 yılında BM Genel Kurulu, sözleşmenin taşıdığı önem nedeniyle 26 Haziran’ı işkence görenlerle dayanışma günü olarak ilan etmiştir.
Sözleşme işkenceyi mutlak olarak yasaklar. Bu yasak insanlığın ortak kazanımıdır ve modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından birini oluşturmaktadır.
Bununla birlikte işkence, günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından insanlık dışı bir cezalandırma, yıldırma/sindirme aracı olarak kullanılmaktadır. 26 Haziran 2011 İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü » Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın ve İnsan Hakları Derneği’nin Ortak Basın Açıklaması.
Değerli basın çalışanları bugün 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü nedeniyle bir araya geldik.
Birleşmiş Milletler, uzun yıllar süren hazırlık çalışmaları ve tartışmalar sonucunda 1984 yılında “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”yi kabul etmiştir. Sözleşme, yeterli sayı olan 20 devlet tarafından imzalanmasından sonra 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten on yıl sonra, 1997 yılında söz konusu sözleşmenin insanlık ailesi ve uygarlığımız açısından taşıdığı önem nedeniyle BM Genel Kurulu 26 Haziran’ı işkence görenlerle dayanışma günü olarak ilan etmiştir.
Sözleşme işkenceyi mutlak olarak yasaklar. Bu yasak insanlığın ortak kazanımıdır ve modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından birini oluşturmaktadır. Barış İçin Daha Kaç İnsan Ölecek? » TİHV-İHD Ortak Basın Açıklaması-15 Temmuz 2011.
14 Temmuz 2011 günü Diyarbakır İli Silvan İlçesi’nin kırsalında yaşanan silahlı çatışmada, 13 asker ve 7 militan yaşamını yitirmiş; 7 asker de yaralanmıştır. Bir günde 20 insanın yaşamını yitirmesinden dolayı derin üzüntü içerisindeyiz. Ölenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralıların bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz. Yirmi insanın ölümü ve yedisinin yaralanması ile ilgili olarak derhal etkin bir soruşturma açılmalı ve olayın tüm detayları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Çatışma bölgesinde çıkan yangının nedeni ve bunda savaş uçaklarının rolünün ne olduğunun araştırılması olayın aydınlatılması açısından önemlidir.
TMK Düzenlemesinin Birinci Yılında, Çocuklar Cezaevinden Çıkınca Sorunlar Bitti mi? »![]() Ortak Basın Açıklaması 21 Temmuz 2011.
Arka Plan
Toplumsal roller bakımından çocuk; modern toplum ile geleneksel ilişkiler ağında farklı konumlandırılmaktadır. Modern toplum inşası sürecinde örgütlenen devlet ve hukuk modelinde çocuk, aile ve devlet koruması altında olarak yetişkinlerden ayrı bir “çocuk dünyası”nda görülmektedir. Uluslararası hukukta da, her birey için öngörülen koşulların dışında, çocuk için özel koşullar ve haklar yer almaktadır.
Ancak dünya, çocuklar için öngörülen hukuki ve temel insani haklardan yani özel korumadan oldukça uzak bir konumda şekillenmektedir. Bu çerçevede temel hukuki ve insani haklar her birey için ne kadar uzaksa, çocuklar için birkaç katı daha uzaktır. Açlık, yoksulluk, savaşlar, eğitim-sağlık olanaklarına ulaşamama, temiz bir çevrede yaşayamama gibi sıralanabilecek birçok olumsuz durum ve eşitsizlikler ilk olarak çocuğun dünyasını negatif olarak etkilemektedir. Artan Ayrımcılık, Nefret Söylemi ve Linç Girişimleri Toplumsal Barışı Tehdit Ediyor! »![]() 2 Ağustos 2011 Ortak Basın Açıklaması.
Kürt sorunundan kaynaklı silahlı çatışmalarda neredeyse her gün ölüm haberleri gelmektedir. Son olarak Van’ın Çatak İlçesi’nde 3 asker yaşamını yitirdi; 4 asker yaralandı. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Yaşananlar, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün bugüne değin onbinlerce cana mal olduğu gerçeğinin algılanmadığını gösteriyor. İnsan hakları savunucuları olarak artık ölümler istemiyoruz. Yaşam hakkını her yerde ve her koşulda savunuyoruz. Bununla birlikte;
Son yıllarda, milliyetçi duyguların kışkırtılması, ötekileştirme ve farklı olana tahammülsüzlüğün körüklenmesi, ayrımcılık ve nefret söylemleri sonucu gerçekleşen linç benzeri toplu saldırılar, adeta karşı karşıya kalınan ağır sorunlar ile başetmenin bir aracı olarak toplumsal refleks haline gelmiştir. Bir Kez Daha Herkes İçin Yaşam Hakkı » TİHV-İHD ortak basın açıklaması 18 Ağustos 2011.
Resmî makamların yapmış olduğu açıklamaya göre, 17 Ağustos 2011 günü Hakkâri-Çukurca yolu üzerindeki askeri birliğe düzenlenen saldırıda, 8 asker ve 1 geçici köy korucusu yaşamını yitirmiş; 15 asker yaralanmıştır. Ölenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralıların bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
İnsan hakları savunucuları olarak, temel hak ve özgürlüklere özelliklede yaşam hakkına verdiğimiz değer ve önemin gereği olarak, yaşanan her ihlalin özellikle de yaşam hakkı ihlallerinin karşısında duracağımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Türkiye 'Toplu Mezar'lar Gerçeği İle Yüzleşmelidir » Ortak Basın Açıklaması-23 Ağustos 2011.
Türk Tabipleri Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği, 12-13 Ağustos tarihlerinde Tunceli'nin Çemişkezek ilçesinde yapılan toplu mezar kazısına katılan örgütler olarak hazırladıkları raporu, bugün (23.08.2011) İstanbul'da düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladılar.
Gözlemci örgütlerin, kazının Minnesota Protokolü’ne (BM Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesine ve Soruşturulmasına İlişkin Model Protokol) uygun yapılabilmesi için iş makinesi kullanımını minimumda tutmaya çalıştıkları belirtilirken kullanıldığı zamanlarda ise kazılara katılmadıklarını ifade ettiler. Bu çerçevede 2 günlük çalışmanın sonunda 15 insan cesedine ulaşıldığı belirtilirken ilk bulguların sadece bu bölgede 50’ye yakın cenazenin olduğu ve Hükümet’in olaya bu duyarlılıkta yaklaşması gerektiği belirtildi. Ankara Kızılay’daki Bombalı Saldırıyı ve Siirt’te Sivil Araca Yapılan Silahlı Saldırıyı Kınıyoruz » Ortak Basın Açıklaması-21 Eylül 2011.
20 Eylül 2001 günü sivillere yapılan iki ayrı saldırı bizleri derinden sarsmış ve üzmüştür. Ankara Kızılay Kumrular Caddesinde bomba olduğu belirtilen aracın patlatılması sonucu 3 kişi yaşamını yitirmiş, 34 kişi de yaralanmıştır. Siirt’te ise sivil bir araca silahlı saldırı yapılmış, 4 kadın yaşamını yitirmiş ve 2 kişi de yaralanmıştır. Her iki saldırıyı da kınıyoruz. Ölenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Üniversite Öğrencilerinin İfade Özgürlüğünün Toplu Kullanımı Raporu » 21 Eylül 2011.
2010 yılının son haftalarında üniversite öğrencilerinin düşünce özgürlüklerini toplu olarak ve farklı biçimlerde ifade etme ve açıklamaları karşısında siyasetçi, yönetici ve kolluk güçlerinin gereksiz, amaca uygun olmayan ve ölçüsüz tepki vermeleri karşısında, bu raporu hazırlamaya karar verdik. Dolayısıyla, bu raporu dokuz ay önce yazmaya başladık.
Ne var ki, ilerleyen aylarda, öğrencilerin taleplerini farklı ifade biçimlerini, kamu makamlarının şiddet kullanarak bastırıcı eylemleri de yoğunlaştı. Öte yandan, toplumun farklı kesimlerinden siyasete yönelik taleplerin, demokratik olmayan yöntemlerle ve şiddet yoluyla bastırılması giderek yaygınlaştı.
Kalıcı Çatışmasızlık Ortamının Sağlanması Acil Hale Gelmiştir » TİHV ve İHD'nin Ortak Basın Açıklaması 19 Ekim 2011.
19 Ekim 2011 günü sabaha karşı Hakkâri’de askerî birliklere yapılan saldırıda 24 asker yaşamını yitirmiş; 18 asker de yaralanmıştır. Yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Yaşamını yitiren askerlerin ailelerine ve sevenlerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Kürt Sorunu’nda yaşanan silahlı çatışmalar biran önce durdurulmalı daha fazla can kaybı yaşanmaması için kalıcı çatışmasızlık ortamı sağlanmalıdır. Bu konuda hükümet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli; biran önce barış politikasını benimsemelidir. PKK de saldırılarını durdurmalıdır. Er Uğur Kantar ne için öldürüldü? » Ortak Basın Açıklaması_17 Kasım 2011.
Doğrusu Uğur Kantar bir hiç uğruna öldürüldü.
Gençliğinin baharında hiç tanımadığı bir memlekete “zorunlu askerlik hizmeti” için gönderilen ve saatlerce güneş altında elleri kelepçeli bir şekilde bırakılıp, ölesiye dövülerek öldürülen Uğur Kantar Genelkurmay’ın zabıtlarına “zayiat” olarak geçirildi.
Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamalarla askerliğini tamamlamış her vatandaşın bildiği bir gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyor, diskolarda yaşanan vahşete gözlerimizi yummamızı istiyor. Adeta bizlerin zekâsıyla alay edercesine, bu olayın “münferit” olduğuna inanmamızı istiyor. (Hâlbuki sadece www.askerhaklari.com sitesine son yedi ayda diskoda kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla 65 başvuru yapıldı.) 10 -17 Aralık 2011 İnsan Hakları Haftası »
Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 63. yıldönümü.
Evrensel Bildirge, Birleşmiş Milletler’in kurulmasından üç yıl sonra, 10 Aralık 1948 yılında kabul edilmiş böylece insanlık, çağdaş dünyanın en temel insan hakları belgesine kavuşmuştur.
Ne yazı ki Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır. İnsanların ırkından, renginden, cinsinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, etnik kimliğinden, siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamaktadır. Hiç Kimse Savunma Hakkından Mahrum Bırakılamaz, Savunma Hakkını Savunan Avukatlar Tutuklanamaz »![]() 22 Aralık 2011.
Bilindiği gibi 22 Kasım 2011 tarihinde çeşitli illerde başlayan KCK operasyonu kapsamında 41 avukat gözaltına alınmış ve bu gözaltılar sonucu 33 avukat tutuklanmış, savcılığın itirazı üzerine 2 avukat daha tutuklanarak bu soruşturmada tutuklu avukat sayısı 35’e çıkmıştır.
Tutuklanan 35 avukata yöneltilen temel suçlamalar avukat- müvekkil görüşmeleridir. Hukukumuza göre avukat-müvekkil görüşmelerinin dinlenmesi ve kayıt altına alınması yasaktır. Yasak olan bu görüşmeleri dinlemek, kaydetmek, arşivlemek ve sonrasında bu görüşmelerde geçen ilgisiz ve alakasız bir takım sözcükler hakkında akıl yürütmede bulunarak avukatlara örgüt yöneticiliği ve üyeliği suçlamasında bulunmak kabul edilemez bir durumdur. Böyle bir hukuk anlayışı olamayacağı gibi bu durum yasaya da açık aykırıdır. Ayhan Efeoğlu ve Ali Efeoğlu’nun Gözaltında Kaybedilerek Öldürüldükleri Gerçeği Zamanaşımı İddiasıyla Gizlenmek İsteniyor! İzin Vermeyeceğiz! »![]() 26 Aralık 2011.
Bir süredir eski Özel Harekât Polisi Ayhan Çarkın yaptığı açıklamalar ile siyasal sosyal tarihimizin karanlık bir dönemi yeniden gündeme geldi. Ayhan Çarkın’ın itiraf ettiği cinayetler ve bu cinayetleri mümkün kılan bağlantılar aslında kamuoyunun bilmediği olaylar değildir. Zira insan hakları örgütleri bu gerçekleri yıllardır bıkmadan usanmadan ısrarla dile getirdiler. Kaldı ki… Roboski Katliamı Raporu - 03 Ocak 2012 »![]()
OLAY: Şırnak İli Uludere (Qileban) İlçesi Gülyazı (Bujeh) ve Ortasu (Roboski) Köylerinden Irak sınırına geçmiş ve dönmekte olan sivillerin sınırın sıfır noktasında 28.12.2011 tarihinde 21:30-22:30 sularında Türk Silahlı Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu meydana gelen saldırıda;17’si çocuk tamamı erkek olmak üzere toplam 35 insanın toplu halde yaşamlarını yitirmesi 1… İşkenceye Bir Kez Daha Cezasızlık! » TİHV ve ÇHD ortak basın açıklaması 28 Şubat 2011.
Murat Polat 27 Haziran 2005 tarihinde “hırsızlığa teşebbüs ettiği” iddiasıyla tutuklanarak Adana 6'ncı Kolordu Komutanlığı 1'inci Sınıf Cezaevi'ne konulmuştur. Cezaevine kabul sırasında cezaevi görevlileri tarafından cop ve sopayla feci biçimde dövülmüş ve bu muamele sonucunda komaya giren Murat Polat hastanede geçirdiği 1 ay sonucunda hayatını kaybetmiştir. Hazırlanan otopsi raporu Murat… Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı üzerine Ortak Basın Açıklaması » 23 Mart 2012.
Ulusal ve uluslararası düzeyde bütün insan hakları kuruluşları akademik dünya dahası kanun tasarısını hazırlayan ya da tasarıyı üstlenmesi beklenen bakanlık ve ilgili kamu kurumları tarafından açık ortamlarda karşı çıkılan/üstlenilmeyen/savunulmayan/uygun olmadığı ifade edilen Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısında ısrar… Cezaevleri Ölümevleri Olmasın! »
(Süresiz Dönüşümsüz Açlık Grevleri 42. Gününde - 23 Ekim 2012) Türkiye cezaevlerinde 12 Eylül 2012 günü başlayan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri 42. gününe girmiştir. Dünya Tabipleri Birliği’nin 1991 tarihli Malta Bildirgesi açlık grevcisini “zihinsel olarak ehliyetli açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek… Cezaevlerindeki Açlık Grevleri Üzerine Ortak Basın Açıklaması »![]()
Süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleriyle ilgili cezaevlerinde izlemede bulunan İHD TİHV ve ÇHD'nin 2 Kasım 2012 tarihinde bir ortak basın toplantısı gerçekleştirerek konu üzerine bir önrapor açıkladı. Temel Varlık Sebebi “İfade, Toplantı ve Gösteri Özgürlüğü”nü Güvence Altına Almak Olmasına Karşın Bu En Temel Hakları Engelleyen İçişleri Bakanı Hakkında Suç Duyurusu » 30 Ekim 2012.
Son birkaç gündür ülkenin çeşitli illerinde gerçekleştirilen “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” etkinliklerinde tüm ülkenin tanıklığında en temel insan hakları olarak tanımlanan “ifade toplantı ve gösteri özgürlüğü” bizzat bu hakların kullanımını güvence altına alma sorumluluğu olan devletin en önemli birimlerinin başında gelen İçişleri Bakanlığı tarafından planlı kasıtlı bir şekilde engellenmiştir. Ankara’da… Ruhsal Travma Toplantılarının Yedincisi 30 Kasım-2 Aralık 2012 Tarihinde İstanbul’da Gerçekleşiyor » 29 Kasım 2012.
Değerli Basın Mensupları Şiddetin gündelik hayata her düzeyde kaynaştırıldığı bir çağda gelin hem mağduru hem tanığı hem öznesi olduğumuz ‘Toplumsal Travmaların sonuçları ve karmaşık-Travma Sonrası Stres Bozukluğu’ ile baş edebilmenin yollarını araştırmak bu doğrultudaki ortak yolculuğumuzu daha da kuvvetlendirmek için 30 Kasım - 2 Aralık 2012 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek 7.… İHD ve TİHV’nin 10 - 17 Aralık İnsan Hakları Haftası Basın Açıklaması »![]() 10 Aralık 2012.
Bugün İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 64. yıldönümü. Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır. İnsanların ırkından renginden cinsinden cinsel yöneliminden dilinden din ve mezhebinden inancından etnik kimliğinden siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları… 2012 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporu Üzerine Değerlendirmeler » TİHV - İHD Ortak Basın Açıklaması 26 Mart 2013.
11 Nisan 2012 günü 2011 yılı Türkiye ihlal raporunu açıkladığımızda Türkiye’nin tipik bir polis devleti haline geldiğini belirtmiş hükümetin otoriter uygulamalarının had safhaya vardığı tespitini yapmıştık. 2012 yılı ihlal raporunun bütününe baktığımızda polis devleti uygulamalarının 2011 yılındaki gibi devam ettiğini görmekteyiz. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Uludere Alt Komisyon Raporu: Bir Katliamın Sorumluları Nasıl Korunur » 27 Mart 2013.
28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak İli Uludere İlçesi Ortasu Köyü (Roboski) sınır hattında Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16’lar tarafından sat 21.40 ile 22.24 saatleri arasında 4 kere yapılan hava bombardımanı sonucu çoğu çocuk 34 sivil öldürülmüştür. Olay duyulur duyulmaz İHD ve Mazlum Der Genel Merkezleri bölge şube yöneticilerini olay yerine… Artık Yeter! Adalet ve Sağlık Bakanlarını Hukuka ve Etik Değerlere Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz » 30 Nisan 2013.
Üçlü protokolle hekimlik onuru ve hasta hakları mahkûm ediliyor. 2010 yılında Diyarbakır Devlet Hastanesi’nde jandarma hasta bir tutuklu kadının ‘terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılanıyor olmasını gerekçe göstererek kelepçesini açmayı ve muayene odasından çıkmayı reddetmiştir. Hastayı karşılayan Dr. Burhan Birel tutuklu kadın hastayı uygun muayene koşulları yerine getirilmediğinden muayenesinin yapılamadığını… 1 Mayıs 2013 Taksim Yasağı: İstanbul’da Ohal Uygulaması » 2 Mayıs 2013.
1 Mayıs günü siyasal iktidarca adeta olağanüstü hal kenti haline getirilen İstanbul’da sadece emekçilerin değil tüm halkın başta yaşam hakkı seyahat özgürlüğü ifade özgürlüğü gösteri hakkı örgütlenme özgürlüğü ve konut dokunulmazlığı hakları olmak üzere pek çok temel hak ve özgürlüğü ağır biçimde ihlal edilmiştir. Yaşanan bu denli ağır ihlaller karşısında… Kamuoyuna Ortak Duyuru » 9 Haziran 2013.
Kamuoyunda “Gezi Parkı Eylemleri” olarak bilinen ancak zaman içerisinde Gezi Parkı ve İstanbul ile sınırlı kalmayan eylemlilik durumu bütün kamuoyunun malumudur. Olaylar öncelikle İstanbul’da başlamış daha sonra Ankara İzmir ve Türkiye’nin diğer pek çok ilinde protestoculara yönelik geniş çaplı polis şiddeti devam etmiştir. İnsan haklarına duyarlı örgütler bu süreçte protestocuların…
|
|||||||||||||||